Gönül penceresini örttüğümde duyguların serçesi geldi can çerçeveme.
Serçe:
…Canan nerde? Neden pencereni kapattığın gönülde onun üstünü örttün. Bu sevdanın kaç damlası var. Kaç damlada hüzne teslim edilmiş anlarınız, can kırıklarınız var. Hangi arayışın, hangi aranışın, hangi zekanın tortularından çekip sevmeye geldiniz.Olmak ile sevmenin ikileminde olumluluk atlasında renklerinizle, renkli dünyanız nerede?
-Bu tutkuların babası gün’eşini seherlerinize yolladı mı? Ben gibi serilmiş umutlarınız ya da kanatlarınız var mı?
-Olumlaşma çizginiz nerede?
Şımartma şu savaşları ölüm
Ciddiyete uğur eyle şu uykulu hayatı ölüm
Önüm ölüme giden sakıncalı dipnotlarla dolu
Perakende ve toptan satışlara başlasın yaşam
Ve yaşamadıklarımızı ucuza alsın gelecek
Teknoloji ise kıvırtsın durmadan hep yenilere
imkansız gidişler senin frekansından beni çalıyor
yaşam çarklarının çarmıhında yalnızlığın bebeği oluyorum
“isa “ beni vaftiz ediyor yüreğimin tur dağında musa ile
suskunluğun yakıyor gidişleri
git diyor gitmeler demek
demek gitmek de yaşammış yeni anladık
Aynı tsunamilerde yeniden kurtulmak mecnunluğa
Yok olmanın yok olana giden hissi ticaretinde
Sen kim?
Bunu ancak mecnun bilirmiş ama Leyla öldü
Eğer her şey bu kadar aşka kaviyse
Gitsin ve bitsin bulutların buhurla sevdası
Ey Özlem! Gel gayrı yürekten su gibi akarcasına hani o sevdiğim bakışınla
Zayi ilanı veren ruhumun en kesif zamanı
Dağılma dönemi yaşayan artist sevdaşörün son kılıcı kendine saplandı
Sen yaralı ben yara bereli bin parçalı bir çaresizliğin
Gel gayrı bu ayrılık ağıtların tüm sevenlere milli marşı oldu
Gel gayrı sözü bağrıma saplama beni ölümüne bağlama
VARYOK TÖZÜNDE NEFS
Ayrık fikirlerin kuyruğu sıkı düşüncelere kav
Nefs varolmakla gizli bir duyum sancağı
Duyu fillerin mağması
İçsel bir şekle,
(Seviyor, sevmiyor, hep seviyor, çeyrek, tam, külçe seviyor)
mirsi ve onsa altın güleç-1
duruşmaların duruşundayım
Kaybolmuş kayıpların kitabesiyim
gidişin tutanaklarında yazılıyorum aşka
imkânsız aşkın iminde tümlendim bekleyişlere
söyle hangi suskun yalnızlığın kentine çentik atıyorsun
kırılmışlığın akıntısına kapıldın
Yaramaz bir çiy olarak kabul et kırılmış mevsimlerine
senin için ördüğüm setlerin gölgesinde beklet beni iklim iklim
Kapattığın gönül kapımın ışıklarını gözlerinden yolla
sol yanımda sonsuzun son sayısı ol
Say beni yıldız yıldız
Soy beni ilim ilim
/T’an v’akti/
-Anlatmalıyım gece gördüğüm rüyayı. Rüya, rüyamı anlatıyordu, soyunuk cümlelerle.
-İhtişamı bitmiş yıldızların gözlerinde bitiyordu gece ve ben seni rüyamda yazıyordum.
-Elinde üç kırmızı gül vardı.Neden üç kırmızı gül dedim.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!