çağlar beyazlatan ırmaklarında kulaçlıyorum yalnızlığı
sularında arındım,susmalarında sustum,alıştım kendime
günümü öpen evlalı yüzünden artırılmış bekleyişler yansır
gülücüklerinin forasına kuruluyor kavmin takvimi
beni senden bir bir koparıyor yunuslar
suskularımın bütün dalgaları arınıyor arlarımda
ruhun y’ayı söylüyor mecralarımın sensiz muzdariplerini
lir bir içseliğin tanımsız hecelerinde derleniyor çalınışım
düş kendi algının frekansında ç’alacak seni
serenadın akli fiillerinde çekimleneceğim sana
alevine gelecek vuslatın bir gün öncesi
bir gün sonrasında kalacak dünyan
Şairzal:
-Aşk yağıyor Yazgısu
- Yazgısu:
-Islanıyor kalbimin etrafı , bu sen misin? Bu içimin aynasında taranan prensim sen misin yoksa Yusuf yüzü mü? Bu ruhumu ıslatan, bu aşkı ıslatan bakışın senden mi? Bir erkek kitabesi okunuyor içimde
-Çoktan seçmeli bir yalnızlığın şıklarındayım.
Bu a) şık) kı sen misin?
Soğuk bir kış sabahı çok sayıda aşk donmamak için hep birlikte ısınmak üzere bir araya toplanır. Donmak ile dönmeyi yanlış anlayan aşktan birisi donmak yerine dönmeyi seçer. Dönerken, donmuş bir aşkla karşılaşır.
-Mesafeyi çağıran mı, mesafeleri ağartan mı? Hangisi kendini
bulana kadar içsel bulantıya reeldi bilememişler.Gereksinim mi içsel doyum mu? Cevabı donan aşk, dönerken de donmaya sorular sorduğundan ağzı donmuş. Kalbin soğukluğu böyle başlamış.
Şimdi hoşluğun boşluğundan ve tekdüzeliğin tekil ismine baht olan aşkın hangi yüreğinde ısınır cümlelerin.Sözcüklerin marangozuyum; ama ayrılığın binlerce izi var bir türlü onaramadım.Bir türlü ayrılığa çeki düzen veremedim.Bir şekle sokamadım.
Istırap ve acı çekmeye bir renk, boya, sistem bulamadım. Hüznün boyacısı olmaya karar verdi.
"Mutluluk, bir yerde ve her yerde,hiçbir şey beklemeden dünyayı, insanları sevmektir."
-Yüreğim alemler gibi başka alemlere betimlemeler uzatır. Göz bebeklerinde okunur senden arta kalanlar.
-Maddeden sıyrılıp manaya akışımı anlatır gözlerim.Sözlerimden sonra başlar metafiziğin kıyısı. Sonsuzluğum onsuzluğun soyut imgelerinde yansır.
-Beni arar ben.
Netliğimi ruhunda görürsün... Cananlığını canında görürsün...
Ben’den öte, özden öte, gözden öte,sen’den öte, ötelerden öte anlatılmaz ancak yaşanırlığın görülmüşlüğü akar.
Ruhun doğru ve doğu tarafındaysan güzelliklerin güneşi önce sana doğar.
-Biricik yüreğimizde birincil istemelerimizin tepesini kurmadan temiz bir yaşama sarılmalıyız Ruhsu.
*İnsan nasıl aşık olur diyor aşk… Şimdi bu sorunun ilk harfinde susuyorum.Sorunun içinde kalmış cevapsızlık. Aşık olmak, mutlu olmak, hüzünlü olmanın yol olmaz.
-Yağmur gibi bir sıralanışı yoktur. Gözyaşı gibi bir akışı yoktur duyguların yaşam zamanı.
Sevgiler duvarında sana arınmanın köprülerini kurmuşlar. İki damla yetermiş köprü için ya da ömrün için.
Bizi ayırmak için sözcüklerin dil kılçığının ya da söz hançerine gerek var mı ki?
Birleştirmek için yazgımızın sessiz kitabında cümle olmak lazım.
-Korkma, ben arınıyorum. Korkuların yan anlamlarında yanaşılması zor
eylemlerin yan ürünleri var.
-Sevmek, sevilmek, gitmek, terk etmek, istemek,istenilen olmak, gibi ikilemlerin kendi eklerinde ürettiği yan korkularımız güçlü duruşumuza aykırıdır.
ruhuna şehirler sundum gidiyorm
bu şehirden
ki artık başkentim ol
istemm başkent olmak
gönlüne sultan olayım bana o da yetr
Başkentim olup baştan ve aşktan cıkartın beni
Ruhumun kelebeği uçtu yalnızlığıma
Ben baharın aşk babasıyken
Sen gittin ankara’na
Bulutsuz bir umut güncesinde
Gelmene arzular ekleyen arzu çiçeğim
Seninle aynı meyvede bağ olmak ister
Ciddiyim.
-Seni sevmekte çok ciddiyim. Bu ciddiyetin yedi göbek ciddisiyim.
Ciddiyetin mücadelesinde cengaver olarak kayboluşların ırak hallerine karşı, karşı konulmaz sevgin için ciddiliğimi biraz daha artırdım.
Çok sessiz öfkelerin var? Çok sustuklarımızın ilacı mı yoksa, kendini tanımıyor musun?
-Kendine tanıyan öfkelenmez, kızabilirsin.Öfke, şeytanın insanları sunduğu güçsüzlüğün, zayıflığın, kendinle çatışmanın zavallılığıdır.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!