Bir ekmek almak için
İki gün düşündü kadın.
Kirayı ödeyemedi yine,
Çocukların ayakkabıları delik —
Ama “Vatan sağ olsun” dedi komşu
Ne kiradan haberi var, ne açlıktan.
Bütün akşamlar,
aynı sessizliğe uzanıyor.
Ben hep orada,
bir adım geride
bekliyordum.
Bir yürek ki,
Bin dilde çarpar,
Bin renkte coşar,
Bin hikâyede yaşar.
Dağlar dinler bu türküyü,
Biz, ağzımızda çakıl taşlarıyla büyüdük ulan!
Her kelime,
her cümle,
bir copun gölgesinde yeşerdi.
Ve siz şimdi bize
Bloke konmuş maaşıma
Bir bankanın dijital soğukluğunda
“Bakiyeniz yetersiz” diyor ekran
Oysa ben
Altmış beş yıllık ömrümle
Yeterince yaşamıştım her şeyi
Yanaşmadın kıyıma hiç
Halatların gevşemedi
Gözlerinle kurmadın denizi
Suda bile iz bırakmadın
o yüzden ben şimdi
boğaza düğümlü bir veda gibi duruyorum.
Geceler,
senin gibi yıldız giymedi hiç.
Bir ışıltı değil,
bir suskunluk gibi taşıdın evreni.
Sesinde değil de
gözlerinde sönerdi sabahlar.
Gölgesini bilmediğim bir çınarın
kökünde dinleniyorum
adını koyamadığım bir rüzgâr
yüzümü okşuyor
bir su birikintisine bakar gibi
kendime eğiliyorum
Kavrulduk güneşte,
saklandık gölgelerde,
kimi zaman taş olduk,
kimi zaman toprak.
Bir rüyayı sırtladık
Ne zaman
bir çocuk ağlasa sokak arasında
yüzünü çevirirdi başka yöne.
Küçük sevinçlere karşı
alıntı bir suskunlukla yaşıyordu.




-
Aydan Güner Özdemir
Tüm YorumlarŞiirlerinizle tanıştığım gün, kelimelerin kıyısında yeniden doğdum. Her dizenizde Ahmet Arif’in o devrimci nefesini, halkın sesini ve aşkın en katıksız halini buldum. Toprağın derdini, göğün öfkesini, sevdanın ve direnişin şiirini bu kadar içten dokuyabilmek ancak büyük bir kalbe ve usta bir kaleme ...