Sabahı da sen yine geç kaldın.
Ben hazırdım, sen bir an durmadın.
Aynı sokak, aynı hızlı adım.
Kalbim senden daha hızlı şimdi.
Göz kırptın ya, dünya durdu sanki.
Eğer bir gün
Karşılaşırsak seninle
Yine öyle derin derin bak gözlerime
Bak öyle bir bak ki
Eriyeyim gözlerinde
Bin dokuz yüz Altmış beş’de
Doğuverdin ülkeme.
Senin önderliğinde
Büyüyecektir Türkiye.
Güneşisin ülkemin sen ERDEMİR
Hiç sönmeyecek ateşsin sen ERDEMİR
Sen, içimde durmadan kanayan o eski yaz,
Sessizce devrilen bir çınar gibi unuttun beni.
Sokaklar sırılsıklam, gökyüzü tenhaca beyaz,
Sustun ve bir intihar süsüyle terk ettin şehri.
Gözlerin, trenleri kaçırılmış uzak istasyon,
Bir lambanın altında duruyor eski zaman,
Odamda ne bir nefes ne de tanıdık bir ses.
Pencereme dökülen şu yağmurlu asuman,
Ruhumu duvarlara hapseden gizli kafes.
Gece, siyah hırkasını sermiş masama,
Sensiz geçmiyor zaman.
Uçsuz bucaksız bir labirentte,
Lütufsuz bir ömür sanki her an.
*
Tutunsan sevginin kanatlarına,
Aksan kalbimin kuytularına,
Sisli düşüncelerinde,
Her şeye bir özlemle
Büyümüşlüğün belli.
Kollarında imkansızlık prangaları,
İmkanlarsa senden yukarı.
Yıkılışının simgesi
Gitmek istiyorum buralardan.
Bütün Belkileri Keşkeleri
Ve serkeşlikleri Bırakıp yasta.
Binip bir sandala
Atıp kürekleri sulara Dalıp gitmek istiyorum
Mavi sevdalara.
Gitmek istiyorum buralardan.
Karışmak engin deryalara.
Bedenine dolmak bir çınarın.
Can vermek istiyorum, Bir dala, bir yaprağa.
İsterim ki Güller rengini kanımdan alsın.
İçim çekiyor sokakları,
Bir yağmur ciselemeli inceden.
Islanmalı yanaklarım,
Titremeli kemiklerim.
Sigaram dudaklarıma yapışmalı,
Dudakların gibi...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!