Agora dedikleri loş bir meyhane.
Nicesi gelir nicesi geçer hepsi bir bilmece.
Kimi üzgün kimi kahkahasındadır gönlünce,
Kimisi de dertleşir kadehi ile.
Biri dertlerini sıralarken dizi dizi,
İçinde bir dünya,
Sarılmış yaşama.
Anlamıştı şimdi
Onurlu vazifeyi.
Analık kutsaldı,
Bir o kadar da meşakkatli.
AŞK
Aşk denen şey bu olsa gerek
Avare bir dünya divane bir yürek
Sıcak bir gülüş, bir tutam buse
Bir ömürlük yaşama denk
Hak, hukuk, adalet, girmiş cüzdana.
Rastlamak mümkün değil akla vicdana.
Saygı kalmamış ne mülke ne cana.
Buna bir çare bulur musun avukat ?
Dünya malına tapılır olmuş.
Fırtınalı bir deniz gibi, sürüyor hayat
Küreksiz bir sandal misali, heyhat !
Tükenmeden ümit, bir çaba sarfet
Sığınılacak bir liman gibidir avukat
Sinmişse her köşeye yalan ve riya
Ayrılığın ani olmalıydı
Apansız çekip gitmeliydin
Damdan düşer gibi
Bir damla zehiri
Sek olarak içer gibi
Vurdu kazmayı kara toprağa vurdu
Elinin tersiyle sildi terini, yorgundu
Alnı kırış kırış oldu kıstı gözünü
Ve bir şeyler mırıldandı sessizce
Sıktı yumruğunu ve fısıldadı
Sabah doğan güneş bile başka bugün!
İçimde coşuyor rengarenk bir düğün!
Sanki yerçekimi yok, uçuyorum gökte,
Kalbim güm güm atıyor her bir tıkta!
Ayağım yerde ama ruhum fırladı,
Bu enerjim bütün içimi kapladı!
Ben hiç aşık olmadım.
O ateşi tatmadı yüreğim,
Soğuk kar güneşinde.
Ayrılık nedir bilmem ki,
Coşayım vuslat sevincinde.
Bir neslin dimağında,
Şekillenirken yarın.
Trajedik sahnelerde, suskun...
Solgun yüzlerde,
Gizemli ve konuşkan
Gözlerde batardı gün.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!