Ormanları, kurdu, kuşu
Yakanları yak Allah'ım!
Tutuşturup dağı taşı
Bakanları yak Allah'ım!
Dağlarını ovasını
Sevincim ikiye katlanıverir
Yeter ki hoş sedan gelsin uzaktan
Hayatım anında tatlanıverir
Gözlerin yüzüme gülsün uzaktan.
Nelere katlandım, gördüm neleri
Tükenmek bilmedi makam hırsınız
Garibin canında vebaliniz var
Milletin bağrında bir kahırsınız
Şehidin kanında vebaliniz var.
Her yolu hep mübah sayan ser sizin
Salâsı verilmeden hicranın gölgesine
Kendisini boğmuş bir umuttu defnettiğim
Çok yıllara mâl olmuş bir ânın gölgesine
Zaten ölü doğmuş bir umuttu defnettiğim.
Çepeçevre sarılmış dört bir tarafı gamla
Muammaya açılan bir sırrın arkasında
Gördüm hicran-ı aşkın kapanmaz izlerini.
Nesimi’ce giydiğim melâmet hırkasında
Üryan ettim gönlümün divâne gizlerini.
Gâh ağladım gâh güldüm döndüm kendi kendime
Aynada yüzleştim sensiz halimle
Her gün içtim seni unutmak için
Ümit dallarımı kendi elimle
Kendim biçtim seni unutmak için.
Hiç kolay olmadı böyle yaşamak
Yıllar geçip gitti diye aradan
Onu unuttum mu sanıyorsunuz?
Sevmekten vazgeçip daha sonradan
Onu unuttum mu sanıyorsunuz?
Siyah saçlarını savuruşunu
"Ayrıldık" deseydik kimseler yutmaz
İnanan olmazdı unuttun beni.
Tanıma sığmazdı mantığa yatmaz
Akıllar almazdı unuttun beni.
Yoktu böyle tarif, böyle ibare
Aydınlık simâsı ışıklar saçar
Andırır mehtapta ayı Türk kızı.
Mücevher gözleri görenler nâçar
Gerince kaş denen yayı Türk kızı.
Şahane yok nokta gibi beninden
İzaha sığmayan sırdı tesirin
Gözlerinde gizli güçlerin vardı
Aklım tutsağındı, kalbim esirin
Senin sürgünlerin göçlerin vardı.
Gözyaşım hasreti yazan mürekkep




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!