Sana,
alnında mazlum bir coğrafyanın teri,
avucunda nasırlı bir sevda taşıyana.
Vurulmuşum.
Bir ateş düştü bak, gönül özüme,
Dedim ki bu hasret bitecek bir gün.
Uyandım, inandım o iç sözüme,
Ocak’ta o Nura yetecek bir gün.
Ya Hu...
Tecelli eyledi envâr-ı zâtın her yana ya Hu,
Gönül mir’âtına düştü aks-i hüsnün aşikâ ya Hu,
Cihân bir zerredir zıll-i hayâlinde bekâ ya Hu,
Ezelden tâ ebed sensin murâd-ı kibriyâ ya Hu,
Yak Da Öyle Git...
Ne bir selam gönder ne de bir haber,
Unutulsun yemin, bitsin bu sefer.
Gönlümde açtığın yaradan beter,
Açtığın yarayı, yak da öyle git.
Pişmanlıkla, aç elini,
Dök yaşlarla, iç selini,
Bük O'nunçün, dik belini,
Yalvar yüce, Allah'ıma.
Âlemlere rahmet, gönle nur Muhammed...sav.
Kâinat beklerdi nurlu bir sabah
Gelişinle dindi her bir ah u vah
Sensin en karanlık gecede felah
Âlemlere rahmet, gönle nur Muhammed.
Yangın Yeri ve Mühür
Ben seni sevmeyi,
Bir uçurum kenarında uyanmak gibi bildim;
Yanık Gözlerin...
Aşkın mahkemesi kuruldu bende,
Davacı hayaller, sanık gözlerin.
Müebbet bir sızı sızlar bu tende,
Hükmü kalem kırmış, yanık gözlerin.
Zaman, avuçlarımda unuttuğum keskin bir kristal,
Kırıldıkça çoğalan, çoğaldıkça kanatan bir sükût...
Hangi kapının eşiğinde beklesem,
Ardımda bıraktığım gölgeler büyüyor devasa.
çok kez durdum sonra
göğün yedi kat dibine çöken bu ağırlıkta
her nefeste içimize çektiğimiz o paslı çivi
ve toprağın bize sunduğu berekette




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!