Ne mektubun gelir, ne haberin var,
Zamanın çarkında ezildim kaldım.
Gönül bahçesine yağdı donduran kar,
Kendi ateşimde süzüldüm kaldım.
Taburcu Türküsü...
Gönül bir kuş idi, kondu dallara,
Selam saldım Edremit’ten yollara.
Dert biter, gam gider; baktım fallara,
Yarın şafak vakti yolcuyum gayrı,
aşkın;Rüzgarın yağmurla yalnız kaldığı gibi
sessizdi beyinde düşüncenin duruşu
gönüllerde sevginin oturuşu
bir ışıltının kalplere vuruşuSize aşktan söz ediyorumDüşünmek sanki asi bir nehir
anlamak ise sanki büyük şehir
ışıkların uçuştuğu bir uzayda
TASAVVUF
Tasavvuf sekiz merhaleden oluşur
Kişi ilkinde cömertlikle buluşur
İkincisi rızadır ki, onunla tutuşur
Sonrası sabırdır ki, bununla konuşur
Dördüncüsü işarettir ki, onunla anlaşır
Ey asırların tozunu yutan gri dev,
ey yosunların altına gizlenmiş sır.
Sen ki; ne yeşil şafakların kız kardeşi,
ne de o ölü İnkaların suskun gölgesisin sadece.
Damarlarında dolaşan, kurumuş kan değil,
Tayyip Erdoğan şiiri...
Kasımpaşa yollarında başladı bu kutlu iz,
Milletin sinesinde yankı buldu tertemiz.
Muhtar bile olamaz diyenlere inatla,
Zaman geri sardı, dindi fırtına,
Eski tarlam çıktı yine karşıma.
Üstünde evler yok, başı boş ama,
Toprak ana döndü eski yaşına.
Toprak Ve Zamanın Sesi...
Kuşatılmış bir bozkırın ortasında,
Adı konmamış bir rüzgâr eser önce;
Söğüt dallarını değil, zamanı sallar.
Her insanın içinde,
kimsenin anahtarını bulamadığı
çatısı akan bir kütüphane vardır.
Raflar,
söylenmemiş sözlerin ağırlığından çatırdar.
Meriç suyu gibi coşup akalım,
Abe doktor bana ilaç ne lazım?
Kırklareli, Edirne'ye bakalım,
Şu Trakya bize en güzel yazım.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!