Şu yalan dünyadan kimler gelip geçti,
Sazın teline bir mızrap vurayım.
Kimi dolu içti, kimi ağu seçti,
Ben de divanında selam durayım.
Ben
bir şiir yazmak istedim Usta
senin gibi.
Kelimeleri
demir gibi döverek
ÜZGÜNÜM.
Gönül bahçesinde soldu baharım
Geceye karıştı feryadım zârım
Kalmadı dünyada tutunacak dalım
Boran vurdu ömrün kışı üzgünüm
Uzun Yaşamın Yankısı..
Bir nehir gibi akıp gitti zaman,
Genişledi yatağı, derinleşti suları.
Bir rüzgâr misali esti seneler,
Mazide sararmış yaprağımız var.
Ne hüzünler gördü, ne de neşeler,
Hasretle karışık toprağımız var.
Dünya bozuk bir çark, döner durmadan,
Zengini doymaz hiç, vakit dolmadan.
Fakir kan ter döker, huzur bulmadan,
Adalet mülküne, varalım dostum.
VARALIM HUZURA...
Bismillah diyerek düştük yollara,
Gönül kuşum konar yeşil dallara,
İdil’im, bakıp da geçen yıllara,
Ağlayıp yüz sürelim biz o nura.
Kazdağı'ndan bir rüzgâr indi denize,
Bin yıllık zeytinin gövdesinden bir fısıltı.
Duydu onu köklerde uyuyan sır,
Ve denize karışan toprağın o engin sabrı.
Var mı?
Ey devletim, yüce dağlar başısın
Yoksul kulun gözlerinde yaşısın
Sofrasızın ekmeğisin, aşıısın
Seslenirim, duyan bir kulak var mı?
Varoluşun Sahnesi..
Boşlukta asılı bir soru muyum?
Yoksa sorunun ta kendisi mi, yankılanan evrende?




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!