Cahil ile bir sofrada,
Kaşık çalıp meşk eyleme.
Durup sohbet dergâhında,
Sakın bakıp aşk eyleme.
İlim bilmez irfan bilmez,
Evliyalar yurduna, hürmet için gelmişiz,
Biz dünya da Cenneti, Kastamonu bilmişiz.
Siyez derken Daday’ı, pirinç derken Tosya’yı,
Bilsek bile sarımsak, kokusunu sevmişiz.
Bakın hele şöyle dağlara bakın,
Dağların üstüne ateşler yakın,
Gördüğün bir cennet değilse eğer,
Kastamonu gelmiş ayağa kalkın.
Yiğitler,erenler,otağlar kurmuş,
Cennette Kevser den ırmaklar varmış,
Yeşil vadilerden doğup akarmış,
Biz zaten cennette doğmuşuz dostum,
Ilgaz dağlarını fidevs’ler sarmış.
Böylesi havayı,doğayı gören,
Sıra sıra kavaklar,
Sarı sarı yapraklar,
Gene gelmiş sonbahar.
Kavaklar çevresine,
Cüppe giyme, sarık takma,
Namaz kılıp caka satma,
Fikri zikre yandaş yapma,
Müslümanca yaşa yeter.
Şekil şemâl senin işin,
Bütün sorunları,
Onda bunda arama,
Bereket fışkıran toprağa,
Kardeş kanı akıtma,
Kanaat büyük nimet,
Herkese yeter.
Çiçekler üstünde kelebek gibi,
Yağmur tanesiyle sele düşürdün.
Balın üzerinde bir sinek gibi,
Çaresiz yerlere ele düşürdün.
Ben dağların ardından,çağları okuyorum,
Baktığım zirvelerden,gönüller yıkarmıyım.
Bu kutsal yolculukta,baharı kokluyorum,
Hürriyet ateşini,hiç sensiz yakarmıyım.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!