Hanifi Kara Şiirleri - Şair Hanifi Kara

Hanifi Kara

SOLMAYAN TEK RENK

Zamanı geldiğinde, her bir canlı ölecek
Ölsen dahi yaşatan, ölmeyen renge boyan.
Cephede çarpışırken, yüzüne tükürenden
Affedip de intikam, almayan renge boyan.

Devamını Oku
Hanifi Kara

SOL YANIMDA SIZIM VAR

Sevdiğimi öyle ki, hislerimle değil de
Sol yanımda sızım var, sağduyuyla severim.
Ne olursun ya Rabbi, beni yârsiz bırakma!
Birazcık ayrı kalsam, dizlerimi döverim.

Devamını Oku
Hanifi Kara

SORUYORUM SİZE

Gece/gündüz nâzikçe, tatlı/tatlı konuşan
Dilberle sohbet eden, diller bayram etmez mi?
Mızraba gerek var mı, beste sensin, güfte sen?
Seni çalıp, söyleyen, teller bayram etmez mi?

Devamını Oku
Hanifi Kara

SÜMME HÂŞÂ

Bir hâşâ yetmez ki binlerce hâşâ
Sen, O’nun ilâhı, O senin kulun.
Böyle düşünürsen, ŞİRKE düşersin
Sen, O’nun ilâhı, O senin kulun.

Devamını Oku
Hanifi Kara

SURİYE’NİN HÂLİ
-Zâlim Esat’a ithaf-

Yerden top ve tüfekle, gökten helikopterle
Yeryüzünde var mıdır, kendi halkını vuran.
Ne kadar zâlim varsa, hepsi kaldı geride

Devamını Oku
Hanifi Kara

TEPKİ, TEPKİ, HEP TEPKİ

Her şey zıddıyla kâim, gece/gündüz misâli
İnkâr öyle bir şey ki, gösterir öze tepki.
Beethoven yoksa Mozart, illâ Frenk olmalı
Halkın çalgısı olan, davula, saza tepki.

Devamını Oku
Hanifi Kara

TOKİ’DEKİ ÇİLE

Ev sâhibi etmekti, fakiri/fukarayı
TOKİ’nin bacaları, huzur ile tütmüyor.
Baykuşlar şöyle dursun, yazık diye çatının
Saçağına konup da, serçe dahi ötmüyor.

Devamını Oku
Hanifi Kara

TÖVBE YÂ RABBİ!

Bugüne dek hayatta, fî'lî/kavlî yaptığım
Mâlâyâni ne varsa; tövbe ettim, vazgeçtim.
Bir işin temelinde, yoksa Hakk’ın rızâsı
Yarama merhem sürse; tövbe ettim, vazgeçtim.

Devamını Oku
Hanifi Kara

ÜÇ ÇEŞİT

İnsanlar sınıf sınıf, çok farklıdır rölesi
Ya Allah'ın, ya kulun, ya da nefsin kölesi...

01/12/'12

Devamını Oku
Hanifi Kara

ŞÂİR ve ŞİİR

Şiir nedir, ne değildir? Bu konuda pek çok söz söylenmiş ve yazılar yazılmıştır. Bu sorunun cevâbını vermek oldukça zor bir iştir. Nasıl ki, “Arı bal yapar nasıl yaptığını îzah edemezse.”, şâir de şiiri yazar fakat onu îzah etmekte zorlanır.

Aristo’ya göre şiir: Eşya ve hâdiseleri taklittir. Pol Valeri’ye göre: Girift bir idrâk cihazıdır. Peyâmi Safa’ya göre; Şiir ne îzah, ne tasvir, ne de telkin eder. Yalnız imâ eder. Ona sâdece “imâ sanatı” demekte mümkündür. Büyük Üstat Sultan-ı Şuarâ Merhum Necip Fâzıl KISAKÜREK ise şiiri, Mutlak Hakikât’ı arama işidir diye tarif eder…

Devamını Oku