Bazen ansızın kelimeler geliyor aklıma
Zamansız ve revan olduğumda çilesine zamanın
Ağıtlar yakıyor aklıma gelen kelimeler
Ve heceler, hece hece anlamadığına söver
Ve geceler ve dedeler ve bebeler
Belki taşların sabrında gizlidir o dil,
Belki bir kuşun kanadında,
Ya da geceyle konuşan bir ağacın gövdesinde.
Ben hâlâ seni arıyorum—
Bir rüzgârın kıvrımında,
Bir yıldızın sönmeden önceki parıltısında.
Artık suskunum konuşurken bile
Kendimden vazgeçtim
Kalbimde kırılmıyor bu vesile ile
Evet dostum
Rahat edebilirsin
Oturacağım dünyada sakince
Tuğrul Beyin atının heybetli yürüyüşüne bakıp
Çağrı Beye yol gösteren Harekan-i ve dahi Beyazıt-ı Bestami’ydi
Onların Malazgirt’ten Konya ovasına yolculuğunu başlatan…
Süleyman Şah mı şu sesini duyduğum yiğit kahraman?
Cengaver yiğitlerin elinden tutup Fırat’tan geçirerek
Çağları, ovaları, dağları birlikte aşan
Bırak diyor bana kahrı,
Oysa onun beni bırakmadığını
nasıl anlatacağım,
Her gün gergef gergef
işlenen çilenin soğuk yüzünü
O günleri hatırlıyorum.
Karanlık, kırılgan, yorucu zamanları.
Sonra bir anda sen beliriyorsun,
Ve hayat bir anda duruyor.
Gözlerin bana değince
İllallah diyor dağ ile taş
Anlamaz gönül ne fayda
Başımızda ağır telaş
Aldırmaz, bakmaz yarına
Ne getirecek sormaz haşa
Hiç anlamadım politikacıları
huzur getireceğiz diye
kavga ederler
yıkarlar insanları
Sadece düşmanları ile değil
Hayatımız belki bir film değil;
ama yaşadığımız güzel günlerin
izleri yine bir yerlerde saklanıyor.
Heyhat…
Kaybolmuş gibi görünen o anlar bile
Ey ruhum, sen ne arıyorsun, eğil de usulca söyle;
beraber düşelim peşine istersen,
neredeyse orada, öyle.
Belki ele geçmez aradığın,
hazana kesilmiş payımız böyle,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!