Seni sonunda aradım
Biliyorum sesini duymasam
Çıldıracaktım
Hayalin merhamet gibi
Sararken yüreğimi
Sen yağıyorsun geceye,
Gündüze
Ve gönle
O iflah olmaz iyi yüreğin var ya
İşte o değiştirecek
I.
Unutuşun Kapıları
Bir zaman vardı ki,
sevdalarımız omuz omuza yürürdü bizimle.
Dar sokakların duvarlarında yankılanan
Şehir…
Çıngıraklı bir yılan gibi sessizce sürünür,
Zehrini damlatır yüreğime, gizli ve derin.
Sokaklar kışkırtır, taşlar fısıldar,
Her köşe bir sır, her gölge bir hikâye taşır.
Ansızın çıkıyor karanlıklar sokak başlarından;
Her köşe başında bir vurgun,
Her adımda bir eksilme…
Bu kadar yarayı hangi şehir taşır omuzlarında?
Gün ortasında bile
Yalın bir sıkıntı çörekleniyor havaya.
Yaprakları çoktan dökülmüş ağaçların arasından
Kopuyor kıyametin sessiz çığlığı;
İnsan, insana silah doğrulturken
Bir garip huzurla şehre kar yağıyor…
Yer yarılmış sanki,
Bir gece perileri şarkılarıyla uyandırmak
Ancak bir kız çocuğunun marifetidir
Uyuyan taştan cinlerin arasında şarkı söyleyerek
Perileri taş olmaktan kurtarmak
Başka kime marifet olarak verilebilir
Savruluyorsun çelimsiz rüzgârlarda,
sanki hiç yokmuş gibi.
Sonbaharın ortasında yürüyorum;
mazim aklımda mı, gönlümde mi, gözümde mi?
Görüyorum…
ama seçemiyorum.
Ne şehir önemser,
Ne yağmur anne
Rüzgar eser,
Mesela bir kuş yuva yapar
Dalgalar kumları döver
Sakince
Alem öyle bir şeydir ki, alem alem içinde,
her alem döner kendi çevresinde
alem ki dokunmaz başka alemlere
Sanır bir tek kendi var, bu sonsuzluk aleminde...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!