Bendini yırtıp aşan
Alevden hehirler gibi çağlayan
İliklerimizden kopup gelen
Safları sıklaştırın yoldaşlar
Ziyan olmuş alın terleri, göz nurları
Her şey emeğin, emeğin olacak
Oluk oluk kanayan
Onulmaz bir yaradır sevdan
Bilirim, durulmaz benim bulanık
Koyu mavi düşlerim
Sabahsız gecelerimin simurg kuşu
Şimdi nerdesin
Burası Ortadoğu
Kenan ili Mezopotamya
Kanın, kinin, vahşetin
Ve ihanetin diğer adı
Eş başkan kaynıyor
Her köşe başı
Çapkın bir bahar akşamı
Uçurtmamı aldılar
Çocukluğumu çaldılar
Mavi boşluğa saldılar
Saymadım kaç kış, kaç bakar geçti
Eksilmedi
Bilirim
Bilemezsin
Kışlı
Kırağılı
Karlı
Boranlı havalarda
Önce
Veremli bir hasta gibi
Tükenir takati Güneş’in
Durgunlaşır, donuklaşır
Sararır solar doğa
Günler kısalır
SONBAHAR YAPRAKLARI
Bizimle
Yılan, çıyan kaynayan
Kan uykusu koyaklı
Ateş ve ihanet dolu
Ozanlar, halk ozanları… İçinde yaşadıkları toplumun, çağın tanığı ve sorumlusudurlar. Toplumsal, siyasal olaylara kayıtsız ve duyarsız kalamazlar. Onlar demiri, çakmak çakmak kayaları, aşılmaz dağları delen çelik uçlu birer matkap gibidirler. Onların Misyonu kokmuş karanlıkları bir ışık gibi delmektir. Zulmün, sömürünün, haksızlığın ve ahlaksızlığın egemen olduğu düzene baş kaldırmak, doğal olarak da o düzene aykırı düşmektir.
Çin ozanı Kuan Tzu’nun çağları, sınırları aşarak; karanlıkları delip günümüze ulaşan ve insanlığa ışık olmuş ve sonsuza değin de ışık olacak olan anlam yüklü dizeleri:
“Bir yıl sonrasını düşünüyorsan, tohum ek. / Ağaç dik, on yıl sonrasıysa tasarladığın. / Ama yüzyıl sonrası ise düşündüğün, halkı eğit. / Bir kez ürün verir, ekersen tohum. / Bir kez ağaç dikersen, on kez ürün verir. / Yüz kez olur, bu ürün eğitirsen halkı. / Balık verirsen, bir kez doyurursun halkı / Öğretirsen balık tutmasını, hep doyar karnı.”
Kuan Tzu (Çin Ozanı)
Ozanlar, içinde yaşadıkları halkların acılarını, gözyaşlarını, dertlerini, kederlerini, ezilmişliğini, mazlum hallerini, umut ve sevinçlerini anlatırlar. Onlar halkların, mazlumların, ezilmişlerin sesi, soluğu; gören gözü, duyan kulağı, konuşan ağzıdır.
Gerçek ozanlar, Yunus Emre’nin “Yaratılanı severiz / Yaratandan ötürü.” sözünü düstur bilerek; insanı etnik ve mezhepsel niteliğine göre değil, sadece insan olduğu için severler.
GÖNÜL PUTUM
Yüreğimin sisli steplerinde
Özlemin şark çıbanı
Gündüz- gece
İstemesem de
Bir zamanlar
Öykü gibi sıcak
Şiir gibi ölüm acısını dindiren
Bahar gibi büyülü
Gelincik gülüşlü
Şiir gibi Kadınlar vardı




-
İbrahim İbrahim
Tüm Yorumlarmerhba.
hocam Atatürk Lisesınden eski hemde çok eski bir öğrenciniz....ilk mezunlarından lisenin.sizlere ulaşamıyoruz yardımcı olabilrsenız....