Mehtap bu gece pek solgun.
Dertli pınarda derin bir yas.
Uzaklarda yine yapayalnız.
Tek tesellisi kırık bir tas.
Toprak çoraklaştı.
Sarardı ak buğday.
İndi bir karanlık,
Ova ova, dağ dağ.
Ağaçlar susuz.
Derizki:
Dünya! Pek heveslisin yutmaya canları,
Can evinden kavrayıp, tutmaya canları,
Bir can, bir can!.. Can verdikçe her can,
Kaldırıp toprağın bağrına atmaya canları!
Ellerin ne kadar güzel.
Ellerin ne kadar yumuşak.
Uzat minik ellerini çocuğum,
El ele tutuşak.
Sevgi seninle güzel.
Kurtulamadılar elinden, gitseler nere.
Acımadın, garipleri vurdun yerden yere.
Açtın gönüllerinde yara, yüzlerinde bere.
Üstlerini başlarını sökük koydun.
Başlarını kaldırsalar, hep eğerdin.
Doğanlar duruyor mu?
Ölenler dönüyor mu?
Gamla dert sönüyor mu?
Gamlanma gönül, gamlanma.
Koyun meler, kuzu meler.
Ey! Yatağında mışıl mışıl uyuyan,
Sevimli, tatlı, minik insan.
Sabah oldu, Güneş doğdu uyan.
Bugün 23 NİSAN.
Bu bayram senin, bu ülke senin.
Halk, kürsünün önüne toplanmış, adalet istiyor. Kürsüye
“genç bir adam” oturmuş, o da kendisine adalet arıyor.
Zaman uzuyor... Davacılar, davalılar, tanıklar gelip gidiyor.
Yerlerine mirasçıları gelip geçiyor. Halk sabırsızlanıyor…
Mübaşir uyarıyor:
-- Bekleyin kürsü önündekiler! Kürsüdeki “yaşlı adam”
Kızlarımıza adını verdiğimiz,
Partilerimize isim edindiğimiz,
Uğruna dövünüp didindiğimiz,
Adalet öldü!
Özgür ruhun pırıltılı aynasında,
Ellerin, ellerin ne kadar soğuk.
Titriyorsun, üşümüşsün sen çocuk.
Ne kadar mutlu olurdum bilsen,
Basıp bağrıma ısıtabilsem, çocuk.
Ne o? Korkuyorsun.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!