Bir türküdür özlemin dilimde
Yanık yanık gözlerimi yumuşum
Hayaller bomboş uçurdu nedense
Su da yanan ateşe dönmüşüm
Vurgundum unuttun unutuldum
Çocukken tanıdım
Seni yontup
Oyuncak yaptım
Kara tahta oldun
Okula başladım
İlk resmimi
Garip gönlümün
Nadide pırlantası
Seni yürek atölyemde
Öyle işleyeçegimki
Bir katre ışıkta
Ağaç dallarını ay ışığı okşarken
Cırcır böceklerinin sesi
Karanlıkta çekilmez olur
Birden ansızın çıka geldin
Beni çok mutlu ettin
Güzel yurdumda memlekettimin
Yeşerdi yeşillendi
Ormanları ovaları
Sarı başak arpa buğday çeltiğin
Geleçek sırayla hasat zamanı
Bir kaç bulut kümesi
İçlerinde gri renklisi
Gökyüzünde zembil gibi
Uzakta değil bakın
Sicim gibi yağmur
Yağaçak yakın
Büyülenir kapılırım kapkara gözlerine
Güldün mü inci gibi bembeyaz dişlerine
Beni alır götütür benden uzaklara
Bilmediğim tanımadığım
Dünyalarda yaşatır yaşarım
Kah sevinir bazan ağları
Çağır gelsin anamı
Tabip sarmaz yaramı
Viran ettin yuvamı
Sana yandım yanalı
Yaram derin çare yok
Kucak kucak çıralı odunlar
Meydan ateşinde yanar
Akşam alacakaranlık
Işır aydınlanır ortalık
İsli duman genizlere dolar
Çıra kokusu geceyi sarar
Şişhaneden aşağı
Gözünün gördüğü alan
Bakarsan sağ tarafa
Dolapdere kasımpaşa
Külhanbeyi kesilir adamı
Hükmeder haklıya haksıza




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!