O dilek ağaçını unutma
Diz çökmüştük altında
Ellermiz açılmıştı semaya
Allah a dua dudaklarımızda
Dilek tuttuk mutluluk istedik
Tohumlar toprağa serpildi
Büyüdü ekinler yeşillendi
Güneş vurdu sarardı başaklar
Kılcık kılcık danelendi
Ekende biçende uçanda
Doğan doğurana
Doğuran yaradana
Yaşayanlar var olmak için
Rızkını verene muhtaç
Eken ekilene
Dört duvar arsında
Hükümlü değilim
Sessizliğim beni çoktan aştı
Seramik taşlarda ayakkabı izleri
Hedeflenmiş bir noktaya kadar
Santim santim yüzleri kirli
Halkım halkım diye halkı avutan
Meydanlarda şak şak tempo tutturan
Öksüz yetim demez cebin dolduran
Alkışlar tutulur sonu nereye
İnim inim inler halkın anası
Aç secereyi sayfaları çevir
Nasıl geçmiş koca devir
Yaşayan bilir gezen bilir
Dağlar bağlar arasında Tosyam
Dört mevsim havan kokun güzel
Dağlar puslu uçma turnam
Hasretine dayanam
Kıymet bilmez yaban eller
Beni nara yakma turnam
Seni vursa zalim avcı
Umudu olmayan yarınlara
Ben inanmam canım
Güler geçerim zaman
Zaman düşman ben zamana
Zamana bırakma kendini
Yüreğimi yerinden söküp
Dağlardaki ateşte yakıversem
Aman Allahım aman
Bu nasıl yanmak
Kızıla boyanmış kan ile toprak
Yansın o sağlar yansın akrebi yılanı
Şu çocuktaki keyfe bak
Neşesi bin beş yüz
Gülüşü ne kadar hoş
O küçük dişlerini göstererek
Umurunda değil dünya
Bende eşlik etsem




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!