Demirçinin körüğü
Aşağı yukarı oynaşır
Üfler havayı
Ocakta kömür
Kıvılcımlar uçuşur
Örs ile çekiçin kini yok
Bırakıpta gittin beni
Kurtlar kuşlar yesin seni
Toprakta solsun bedenin
Seversen başka birini
Pınar olsun göz yaşların
Tuttuldu yollar takattım kesildi
Bizimi buldu feleğin çilvesi
Zehir oldu tatlı ekmek çilesi
Benim anam yok ki döksün göz yaşı
Sabahdan poyraz deli esiyor
Büyük bir kütleydik
Kaya gibi her yerde
Dengeler alt üst etti
Sürüklendik sellerde
Vicdanlar taşlaştı
Yorgun bedenim Yorgun ayaklar
Başımdan eksilmez belalar
Yürekten çektiğim ahlar
Biter bir gün biter elbet
Sabreyle gönlüm dayanırsın
Alın götürün
Anılarım hatıralarım
Uçurun beni düşünçelerimde
İç geçirtmeyin
Sineme derin derin
Yaşlanan gençliğimi
Avuç dolusu
Kum tanelerini düşün
Sayamazsın
Kum taneleri kadar ölümsüz
Sevdamı anlayamasın
Açma avuçlarını
Bahtıma çelme taktım
Boylu boyunça düşerken
Uzun uzun kahkahalarla
Bana gülüyordu
Ben baktım o güldü güldü
Ortalık karanlığa gömüldü
Gölge gibi peşindeyim
Ateşe düşen kelebek
Olmayaçaksın kadınım
Şen şakrak hüzünsüz
Kahkahaların neşe çığlıkların
Yankılatsın varsın semayı
Cana can pazarı kurdular yarim
Bizi ancak ölüm ayırır yarim
Bana sensiz dünya ateşten gömlek
Dünyada yanarım sen yanma yarim
Bıçaktan keskinmiş babanın sözü




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!