Sanma vaden dolmayacak
Dünyevi nöbet değişimi
Ölümün yüzü mü soğuk
Yoksa yaşam serin mi
Eğer sorgu sual
Boşuna arama beni, bulamazsın,
Ne bir barda, ne otobüs durağında,
Belli belirsiz izim, görünmez silüetim,
Sevginin yüreğinde, sevginin adında.
Ne arş-ı gökteyim, ne arz-ı yerdeyim,
Aşkı anlattı bir dil
Yıkılan köprülerden
Daha bir matlaşmış ışığı
Uçurum gözlerinin
Her itilişi sonrası...
Yıkıntılarımdan doğruldum,
Ayaz ateşlere savruldum,
Kendi benliğimle kavruldum,
Mahvetmedi sevdan beni.
Ayrılıklara kışlan değilim,
O kendini bildi bileli böyleydi,
Süzdü baştan aşağı endamını ah dedi.
Sonra bir meltem esti serinden,
Girdi yamalı pantalondan içeri oh dedi.
İşi vardı dairede, o bir vatandaştı,
Elleri nasırlanmış
çelik çomak oynamaktan
yüzünde ter izleri
yüreğinde hayat sesleri
haşarı bir erkek çocuğu...
Ayrılıklar, acılar yaşanır anbe an,
Unutturamaz ne doktor, ne tabip, ne okuyan,
Hep yaşanmıştır, ve de yaşanacaktır,
Acılara ilaçtır birtek zaman.
Yıllarca bekledim hep,
Bir gün gelecek diye,
Gönlümün durağından,
Bir otobüs geçti.
Açtı kapılarını,
Hayatımın prangaları oldu, ayağımdaki prangalar,
Beynime vuruldu aslında, ayağıma vurulanlar,
Kimse sütten çıkmış ak kaşık değil,
Çamurdan çıktı zinhar, zemzemde durulanlar.
Ne cebir hesabı, ne iki bilinmeyenli denklem,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!