Harfleri daha yeni yeni öğrenmeye başladığım ilk okul zamanlarında, kekemelik problemi ile karşılaştım. Derdimi anlatamadığım her an bir kalem ve bir kağıt parçasına sarıldım. Yazdım... Yazdım... Yazdım... Yazının gücü galip geldi, dilimi çözüp yazdıklarımı okumaya ve seslendirmeye de başladım. Eserlerim ile kalplerinize dokunabilirsem ne mutlu bana...
Göğsümde sancısı dinmez bir keman;
Haykıramadığım kelamım, dökemediğim gözyaşım,
Kimi zaman da susturmaya çalıştığım çaresizliğim.
Bakmayın güzel sesine; titreyen her tel, benim.
Dışa akar derdimin çığlıkları;
Ne kapı tutar ne baca, dağ olsa erir karşımda.
Solmaz, tükenmez benliğim, niceleriyle cevr-i bî-fenerâ
Tutma, kalmadı içimde tek bir yer sana, eyleme lütf-ı bî-hemtâ
Desem bile... muhtacım aşk-ı bî-intihâ
Gücüm yeter sensizliğe, boynumu bükemez derd-i aşk-ı bî-çâre.
Ellerin elimden kayıp uzaklaşınca anladım,
Soğuktan titrer oldu bedenim,
Gözlerin gözlerimden uzaklaşınca hasreti tattım,
Ağlamaktan görmez oldu gözlerim,
Yaşamak senmişsin, sen olmayınca ölüme hasret kaldım,
Mezar beni çağırır, seni sorar oldu kefenim.
Vazgeçemediğim Esaret
Gölgeleşmiş yüzüm, her yer aydınlıktır da tek bana mı zulmet ?
Dayandım, aldanmadım, sabrettim, demek değildir bu gaflet.
Sandığın kötülüğümdür belki de elimdeki nimet.
Nerededir bilinmez, hakikattir, gelecek elbet kıyamet.
Uçsuz bucaksız bir çöl gibiydi sana olan hasretim,
Buzlara teslim olur, kaçmak bilmezdi gözlerim,
Hayatımın en keskin soğuğuydu, bir tek seninle ısınırdı bedenim,
Çöl sıcağında üşümek miydi, gülerken ağlamak mıydı benim serüvenim ?
Bak, ağaçlar yapraklarını dökmüş, oysaki daha ilkbahardayız,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!