Açıktı giriverdim körpecik yüregine
Bir kelebek gibi pır pır kalbin edası telaşıyla karşılaştım
Tarif edilemezsin sen bu yaşta saf temiz kinsiz kibirsiz
Çalamam ben körpecik o yüregini
Kıramam senin pır pır eden kalbini
Kalın kaşlım
Çatlak dudaklım
Al yazmalım
Yaylada döl çobanım
Sobaya odun kıyanım
Elleri nasırlım
Ezilmişliğe haksızlğa
Çarpıtılmış düzene
Atatürk’ü sevmeyene
Onu saklayan mezara
Kükremek istiyorum
Görmüyorsan eğer gerçek varlığı
Aleviyse sünniyse ne çıkar
Sanat edinmişse sahtekarlığı
Ermeniyse museviyse ne çıkar
Haksız iken haklı gibi görünsen
Gönlümün yandını bildikten sonra
Kara gözlüm biraz merhamet
Bakışın kalbime değdikten sonra
Bana abi der dese ne fayda
İsmi içinde gülleri bulunsamda
Küsmüşüm yaşamaya
Birinci sigaramdan zehir çekiyorum içime.
Ölümü özledim
Deli bir poyra sürüklüyor bir yerden bir yere.
Bitirmişim ortayı liseyi
Hayatın tüm sınavını
Melülleştin yine yağmur bulutu
Bana kızıpıta gürleme sakın
Duyurma feryadımızı kimseye
Gel ağlayalım seninle birlikte
Kuru toprak çiçekler seni bekler
Düşünüyorumda yar
Yine yalnız kaldık
Elli yıl önceki gibi
Bunun içinmi evlendik
Yuva kurduk
Bir gül gibi
Güvenirdim sana dagım var gibi
Bakmazdım bir gün bile arkama
Ayrıymış o düşüncen
yanılmışım
Yıkıldım dagımda duman görünce
Kestane karası gözlerin
Gözlerini her gün özlerim
Yıllarca ruhumda saklıydı
Daha ona sevdigimi yeni söyledim
Açıldı pandoranın kutusu




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!