Taşlardan sokağımız,kerpiçten evlerimiz,
Mavi yeşil tonlarda iki kat penceremiz.
Donan su borumuzu her birimiz evlerde,
Kış boyunca çok defa eritiriz pürmüzle.
Ethem beyin parkına çok kısacık yürürüz,
Geniş, ferah park nedir yaşayarak görürüz.
Ne dersin?
Ne dersin yalnızlıklarımın taçlanmış prensesi
Uçsam, tırmansam buzdan kraterine.
Görmeye çalışsam yoksul bulutlarını
Rahmet yağdırmayan kıraç topraklarıma.
Kayar mı ayaklarım her seferinde
Ümitsiz yaşanmıyor,
Her an hayat varoluş.
İnsanı öldürüyor,
Savaşsız her bir lokma.
Al bu bitmez lokmayı,
Sen istersen hiç doyma.
Sen bir elem ol bense bir sevinç
Sen gülücükler saç ben darılayım
Sen çık semalara azametinle
Benim kaderimse mütevazılık
Ben girer iken mezar içine
Sense asla düşme basamaklardan
Balkonum sonsuzluğa açılan bir pencere,
Göklere yükseliyor şimşeklerden bir pençe,
Yıllar var kalkmıyorum penceremin önünden,
Bir çocuk haykırıyor minicik yüreğimden.
Bunu hissediyorum ufkum hep genişliyor,
Kapkaranlık dünyamda alevler yükseliyor.
Kandırırım sandın ise
Kanmadım ben bilmelisin
Kanım sana helal ise
Kolay ölmem bilmelisin
Bağrımı delse sözlerin
Başım dönse acımaktan
Ona Besim efendi derlerdi
Mahallenin en kibar sakiniydi
Yazın şemsiyeyle dolanırsa da
Kışın hiç çıkmazdı sokağa
Çıkarsa da sokakta biriken suların
Dolanırdı etrafından
Terk eyledim kederimi,
Senden gayrı kader mi var?
Yıktım bütün bentlerimi,
Senden gayrı Kur'an mı var?
Yitirdim isimlerimi,
Senden gayrı benlik mi var?
Bir şiir hiçbir şeyi değiştirebilir mi?
Herkes bana şiir yaz diyor.
Yazmıyor muyum sanki?
Yazıyorum ya işte.
Şiir yazsam ne olacak?
İnsanlar arasındaki buz dağları ,
Bir gün tohum idik oluverdik filiz,
Keşke kirlenmeden kalsaydık temiz.
Çınar kurtlanır elbet, bu da kader gereği,
Abı hayat içmektir, o kurdun reçetesi.
Çoktan bitti bu yapı, üzerinde var bir toz,
Çırağın üfleyecek, sonra olmaz ki moloz.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!