Taşlardan sokağımız,kerpiçten evlerimiz,
Mavi yeşil tonlarda iki kat penceremiz.
Donan su borumuzu her birimiz evlerde,
Kış boyunca çok defa eritiriz pürmüzle.
Ethem beyin parkına çok kısacık yürürüz,
Geniş, ferah park nedir yaşayarak görürüz.
Çocuklar hep beraber dalarız bahçelere,
Komşuda elma olmuş biraz sulu ekşice.
Mediha teyzelerin bahçesinde hindiler,
Eksilmez kuzukulak tırabzanla beraber.
Merdivene sarılmış yığınla kuzukulak,
Rahime dadanınca kalacak üç beş yaprak.
Ekşisi bu bitkinin aç isen çene kırar,
Yine de vaz geçmeyiz nedir bizdeki ısrar.
Bakkalımız küçücük içine sığar dünya,
Her gün tüm mahalleli mutlak uğrar dükkana.
Adıdır Kara Ahmet lakabıyla beraber,
Esnafıdır sokağın babamı çok severler.
Fatoş'u hatırlarım aklımdadır saçları,
Bakırın kızıl tonu bence saçların şahı.
Babasını rüyada çağırdı Kabe'sine,
Geriye bırakmadı Resul eve dönmeye.
Fatoş çokça ağladı gözler oldu kırmızı,
Teselli değilse de kimse görmez yarını.
Bilge'nin dedesiydi bir Sait dede vardı,
Kerata çok sevilir çok matrak ihtiyardı.
Hayranları yolları gözlemekten yorulur,
Bir çay içimlik olsun gelir bize oturur.
Babama lakabını o verdi Kara Ahmet,
Ticarette adalet, alıp vermek nihayet.
O günden sonra babam oldu bir anda kara.
Ahmet diyemezdi hiç Ehmet derdi babama
Sivas'ta şive budur emmi, eme, Hatuca,
Nemaağrek düzeltemem söz yürekten çıktıkça.
Hiç boş kalmazdı cebi şeker, fındık ve para,
Gördüğü çocukları bırakmaz aç ve yaya.
Duydum ki iki yıl var zemheri çıkışında,
Acı bir anı olmuş çocukların aklında.
Söyletiyor insana böyleleri hakikat,
Keşke hiç ölmeseydi etmeseydi hiç vefat.
Ona vefat denilmez yahut da toprak oldu
Sait dede toprakta saklanıp melek oldu.
Saadet abla vardı mahallenin mankeni,
Damarına basmazsan sana batmaz dikeni.
Giderdim toplamaya boş yoğurt kaplarını,
Sırtıma delik açar Hayriye'nin kazları.
Ateşim bir tanedir sevgili alman kurdu,
Kazlarla aramdaki aşılmaz duvar oldu.
Korkuyorum Vallahi kazlar mükemmel bekçi,
Ateşimi bırakmam korkusuz refakatçi.
Diyorum Hayriye'ye yoğurdunu evde yap,
Beni senin yüzünden yanına alır Çalap.
Üç günde 5'lik yoğurt biter mi ki hiç canım,
Senin bu kazlarına kangalı olmak lazım.
Sınıftan arkadaşım babamla adaş Ahmet,
Büyük ablam etmedi zavallıya merhamet.
Dediydi bir gün ona yalanına bir kelam,
Sözünde durmaz isen bırakır mı hiç ablam?
Kalemini kırar da senden alır intikam.
Gördü bir gün manavda bir çürük patlıcanı,
Yerim abla uğruna her çürük patlıcanı
Küçük bir düelloydu izlediğim sahnede,
Savaşta yapamadım minik yardım Ahmet'e.
Ablam inanmadıkça coştukça coştu Ahmet,
Lan sus daha konuşma ablam etmez merhamet.
Sonunda ilk pes eden ben olmuştum savaşta,
Bıraktım kozlarını paylaşsınlar kapıda.
İzlemek çok acıydı zavallı arkadaşı,
Dediğini yaptırır bu ablamın imzası.
Yardımı yapamadım üzüldüm zor savaşta,
Patlıcanı vereyim ikmal şarttır sonuçta.
Bu iddia sonunda tutuldu bütün sözler,
Sokakta Ahmet'i de göremez oldu gözler.
Sokakta metruk bina Ermenilerden kalma,
Perili köşktü sanki duvarı taştan oyma.
Banyoda koca kürün yerimizdi en uğrak,
Gıcırtı duyarsan kaç tası tarağı bırak.
Gaz lambalık alçıdan merdiveni ahşaptan.
Evin içi pek bir hoş süsler altın varaktan.
Gündüz içinden çıkmam gece yolundan geçmem,
Bizden önce burada oynarmış büyük emem.
Çatı tuğlalarını üst üste diziyorduk,
Taş fırlatıp devirip herkesi yeniyorduk.
En güzel tebeşirler oluyordu tuğladan,
Günde muhakkak bir kez sek sek çiziyor insan.
Bir gün üşenmeyerek burayı Bilge'yle ben,
Saydım tam üç yüz on beş adımdır ta evimden.
Evimize komşuydu çok güzel bir ev vardı,
Bahçede on beş sene hayalet volta attı.
Tüm herkes birbirini ta ezelden tanırlar,
Bu adamı göreni teşkilata alırlar.
Kapıda nöbet tuttuk çoluk çocuk çok zaman,
Çıkar mı bahçesine anam nerde o imkan.
Çocukluk aklı işte şimdi olsa yapmazdım,
Merakımın yüzünden gündüz gece aç kaldım.
Bir bina yanımızda benim ilkokulum var,
Vali Reşit Paşa'dır isminde şairlik var.
Bahçesinde dizili dantelden akasyalar,
Acıkıp eve gitme doyuracak çiçek var.
Çıkardım tepesine sarılarak ağacın,
Kıymıklara dikkat et öldürür acıların.
Küçükken çok haylazdım duvarlar kışkırtmacı,
Tepesinde gezerken sanki olurdum hacı.
Çok lanet duvarlardı avuç içi kalınlık,
En üstü tepe gibi ortası kırık camlık.
Kesilecek olsam da zevkimden vazgeçemem,
İnat değil mi abi duvarı fethedecem.
Vazgeçmez tepesinde yürürdüm çıplak ayak,
Yükseklik iki metre korkusuz yüreğe bak.
Ömür abi pusuda akbabadır mübarek,
Kötek için bekliyor küçük kardeşi Dilek.
Ömür'e kömür derdim melanet bir abiydi
Tırmanmada mastırım...İşte o,
Sebebiydi.
Dilek'e eziyeti görünce kan tepemde,
Dalga geçmek müstahak şu adi Ömür'le de.
Kızdırmakta üstüme hiç kimse geçemezdi,
Kardeşe yanlış yapan benim için caniydi.
Dökülünce kelime dilimden kudururdu,
Kardeşini bırakıp peşime koyulurdu.
Koşsun gelsin peşimden ne olacak ki sanki,
Kalır dili dışarda beni tek tutamaz ki.
Bir gün ben gideceksem alevli cehenneme,
Yalnız Dilek'ten dua çıkaracak cennete.
En sevdiğim oyunum başı boş bilye ütmek,
''Bitecek bilyem'' diyen çocukları ürkütmek.
Çelik çomak arada çiviyle de oynardık,
Kilden telsizimizle hırsızlar yakalardık.
İğneci Samiye'nin iğnesi pek acıdır,
Camdan minare gibi çelikte kaynatılır.
Her çocuk beş dakika iğne sırası bekler,
Sırası gelen çocuk görecek kelebekler.
Ben hiç korkmam sağlamım on tane iğne vursun,
Gözü korkan çocuklar şöyle kenara dursun.
Giderdim ot toplayım Paşa Fabrikası'na,
Evelik, yemlik ile madımak, kazankara.
Dağ bayır diyemeden çıkardım fidanlığa,
Keçi'ye çıkmış idi adım bence çok saçma!
Narpuz ile madımak ömrümün bir yarısı,
Babaannemle toplarken torbalar yarışırdı.
Kadın eski topraktı beni deli ederdi,
Yenemezdim onu ben birkaç torba geçerdi.
En sevdiğim yiyecek hingelle dal turşusu,
Sivas'ta yemeklere ortaktır, aç komşusu.
Çocukların gözdesi bir Döne abla vardı,
Hedik yemek isteyen hemen ona koşardı.
Sekiz sene uğraştı çocuğu olsun diye,
Her çocuktan dualı en az yetmiş bin kere.
Sonunda üçüzleri oldu Döne ablanın,
Eşi göremedi hiç doğumu çocukların.
Rabbim vermiyor ise bir insana bir istek,
Belki de hayırlısı o hayrı istememek.
Geldi üçüz gitti eş hatıra pek bir acı,
Olmayanı zorlama hissetme sonsuz acı.
Bir Sefa abi vardı komşu evden ikinci,
Bahçesi gül doluydu hepsi cennetten inci.
Hala şu yaş olmuşum görmedim hiç bir yerde,
Rastlamadım arkadaş onda olan renklere.
Kıyardı o güzelim güllere açılınca,
Çoluk çocuk, yetişkin dağıtırdı şanınca.
Gül mevsimi gelince sofrada hep muhabbet,
Sefa'nın bin bir renkli gülleridir, gel seyret.
Kışın kar kıyamet sokakta kuru ayaz,
Zihinde unutuldu güneşli gün, sıcak yaz.
Dışarı çıkarmaya cesaret ister postu,
Uzun kalan kişinin soğuktan düşer burnu.
Çatlayan ellerinin çaresini bilirim,
Kışın sıcacık suda bir limon yediririm.
Acısı çatlakların popoyu tavan yapar,
Sabret geçer acısı ancak böyle toparlar.
Bahçede kar yığılmış boy etmiş ikinci kat,
Evde oturamazsan popona batar rahat.
Kardan adam yapınca teneke döner fese,
Kömürler olur düğme, süpürgeler eline.
Kaçacak bir yer lazım soğuk yüzü kesince,
Buzdan ev yapılmalı kardan adam önünde.
Buz evden bizim eve yere kül basılmalı,
Kilden çanaklarınla misafir çağrılmalı.
Bahattin Hocaların küçük kızı kifayet,
Gelecek hanemize eder kesin ziyaret.
Gözleri gök mavisi biz deriz ona gogo,
Diğer adı gogilik ne yese olmaz toto.
Pek nazlı arkadaşım her şeye ağlar ama,
Ziyaret mevzuunda bugün kalmaz yarına.
Gözlerim kapalıyken sözüne inanırım,
Hiç yalan söylemiyor daha rastlamamışım.
Yedin mi ayazını Sivas'ın hiç yüzüne,
Binlerce kılıç saplar olur gündüzün gece.
Ama pek bir tatlıdır soğukta kızak kaymak,
Yeter diyen anneni boş ver ve kaymana bak.
Gece dönersen eve dış kapıya dikkat et,
Çıplak elle tutarsan yapışır demire et.
Gece soba başında kestane ve hikaye,
Patates konulmalı sobada kuzineye.
Tavana vurur gece sobanın ışıkları,
Bence bundan beslenir Sivas'ın aşıkları.
Bizde küfür edilmez küfrümüz taşlamadır,
Hamam tası kafaya anneden haşlamadır.
Kille başın yıkanır yumuşacık pıs pırıl,
Yemeği bitirmezsen ağlatır zırıl zırıl.
Geçmişte çocukluğum pek bir renkli geçmişti,
Haylaz çocuk büyüdü oldu sağlam birisi.
Rabbim tüm çocuklara mutlu çocukluk versin,
Mutlu ömür sürersen her zorluğu yenersin.
Kayıt Tarihi : 9.04.2026 00:40:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Sivas




TÜM YORUMLAR (1)