Hayat öyle türlü oyunlar oynadı ki bana.
Sokaklar ,hepmi çıkmaz sokaktı? bana.
Kime sarılsam, en çokta o dağladı yaralarımı.
Sesim çıkmaz, susarım yalnızlığıma.
Bir kalem tuttum bugün, dünden daha kararlı,
Makaleler dizildi, her satırı yaralı.
Duygular şiir olur, fikirlerse bir kale,
İsim bırakmak için, başladım bu hale.
SESSİZ ÇIĞLIĞIN KALEMİ
Hayatımda bahar yaşarken bir anda sonbahar oldu. Gençlik çağım heba oldu; ne yapsam olmadı, çalıştım olmadı. Sonrasında MS diye bir hastalık yakama düştü. İyileşmek için her şeyi yaptım, yıllarca savaştım ama MS’i bir türlü yenemedim. Hayatımı paramparça etti; benden önce ayaklarımı, sonra da ruhumu aldı. Esir düştüm MS denilen bu hastalığa.
Şimdi gözlerim yaşlı; ağlasam da sızlasam da boşuna, çünkü her şey geldi geçti. Yaşım şimdi 38; daha 24 yaşında tanıştım ben MS ile. Beni böyle yıkacağını, günden güne eriyip bitireceğini sanmıyordum. Ben sadece yaşamak istedim; öyle çok da şaşalı bir hayat değil, mütevazı bir hayat yaşamak istedim ama olmadı.
Eşimden ayrıldım, daha sonraları çocuklarıma hasret kaldım. O yetmez gibi annemi kaybettim. Bunlar da yetmedi, borç batağına düştüm; sağlığım elden gitti. Şimdi ruhum da hasta. Eskiden sadece bedenim hastaydı, şimdi ruhum da hasta. Bana ne ilaç olur bilmiyorum. Yüzlerce şiir yazıyorum, durmuyor; ama en çok da kendime yanıyorum. Anlatamadığım o kadar derdim var ki; anlatmak istiyorum ama olmuyor. Hayatımda ne yapsam olmuyor, hiçbir şeyi başaramadım.
Evet, kitap yazdım; şiir kitabı. Sadece kendi şiirlerimi okurken huzur buldum. Bıkmadan yoluma devam ettim, hâlâ savaşıyorum, vazgeçmedim ama umutlarım eskisi gibi değil; daha az. Hayallerim az, düşlerim az. Yaşamak mı? Pek de istemiyorum. Hiçbir şey yapmak istemiyorum, sadece sonsuz uykuyu uyumak istiyorum. Onu da Allah nasip etmiyor; bekliyorum sıramı.
Şimdiki sessiz çığlıklarımı kimseler görmüyor, anlamıyor, bilmiyorlar. Acımı hep yüreğimde yaşadım. Kimseye zararım olmadı kendimden başka; en çok zararı kendim kendime verdim. Çıkamadım, takılı kaldım her şeye. Her şeyi kafaya takar oldum; sigaranın, çakmağın yanmayışına bile sinir olur hale geldim, takıntılı biri oldum.
Hayatımda bahar yaşarken bir anda sonbahar oldu. Gençlik çağım heba oldu; ne yapsam olmadı, çalıştım olmadı. Sonrasında MS diye bir hastalık yakama düştü. İyileşmek için her şeyi yaptım, yıllarca savaştım ama MS’i bir türlü yenemedim. Hayatımı paramparça etti; benden önce ayaklarımı, sonra da ruhumu aldı. Esir düştüm MS denilen bu hastalığa.
Şimdi gözlerim yaşlı; ağlasam da sızlasam da boşuna, çünkü her şey geldi geçti. Yaşım şimdi 38; daha 24 yaşında tanıştım ben MS ile. Beni böyle yıkacağını, günden güne eriyip bitireceğini sanmıyordum. Ben sadece yaşamak istedim; öyle çok da şaşalı bir hayat değil, mütevazı bir hayat yaşamak istedim ama olmadı.
Eşimden ayrıldım, daha sonraları çocuklarıma hasret kaldım. O yetmez gibi annemi kaybettim. Bunlar da yetmedi, borç batağına düştüm; sağlığım elden gitti. Şimdi ruhum da hasta. Eskiden sadece bedenim hastaydı, şimdi ruhum da hasta. Bana ne ilaç olur bilmiyorum. Yüzlerce şiir yazıyorum, durmuyor; ama en çok da kendime yanıyorum. Anlatamadığım o kadar derdim var ki; anlatmak istiyorum ama olmuyor. Hayatımda ne yapsam olmuyor, hiçbir şeyi başaramadım.
Evet, kitap yazdım; şiir kitabı. Sadece kendi şiirlerimi okurken huzur buldum. Bıkmadan yoluma devam ettim, hâlâ savaşıyorum, vazgeçmedim ama umutlarım eskisi gibi değil; daha az. Hayallerim az, düşlerim az. Yaşamak mı? Pek de istemiyorum. Hiçbir şey yapmak istemiyorum, sadece sonsuz uykuyu uyumak istiyorum. Onu da Allah nasip etmiyor; bekliyorum sıramı.
Şimdiki sessiz çığlıklarımı kimseler görmüyor, anlamıyor, bilmiyorlar. Acımı hep yüreğimde yaşadım. Kimseye zararım olmadı kendimden başka; en çok zararı kendim kendime verdim. Çıkamadım, takılı kaldım her şeye. Her şeyi kafaya takar oldum; sigaranın, çakmağın yanmayışına bile sinir olur hale geldim, takıntılı biri oldum.
Altı yaşında, dünya kadar ağır bir sancı,
Sessiz çığlıklarımı duymadı hiçbir yabancı.
Kimse kanat germedi, korumadı o canı,
Anlamadı kimse, kirletilmiş bedeni ve hüsranı.
Bir ton lafım var da dile gelmiyor,
Bir ömür susacak kadar yorgunum.
Yaram derin sızlar, kimse bilmiyor,
Kendi içime doğru akan bir canım.
Vazgeçersin kabul olmayan dualardan
Yıkmaya gücünün yetmediği duvarlardan.
Acılar, kocaman bir şehir kurar
Küçücük bedenimle ruhuma.
Yakamı bırakmayan çocuk var;
"Artık büyüdün," diyorum, "geleceğin var."
Söz dinlemiyor, içimde hüzün var;
Kimsenin duymadığı sessiz çığlıklarım var...
Yüzüm gülse bile içim kan ağlar,
Yüreğim kor olmuş, durmadan yanar.
Gözümde tüterken o güzel canlar,
Yusuf Oğuz, Nursima mutlu olsunlar.
Bana benzermiş bak, benim küçüğüm,
Kaç gece uykusuz, kaç satır yazdım,
Yüreği kaleme nakşedip kazdım.
Ben kendi içimde bir kuyu kazdım,
Telifle susturdu sesimi TikTok.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!