Sesimizi çoktan vestiyere astılar, eyvallah.
Şimdiyse göz hapsi...
Olur da manidar bir bakış fırlatırız diye
Sessizliğin yakasına yapışıyorlar.
Sıkıştırın bakalım, nereye kadar?
Yılmak yok, dertlenme bre dertdaş!
Hangi kitabın harcı ki karanlığa müebbet biçsin?
Geceler ilanihaye sürmez,
Tabiatın fıtratına terstir bir kere.
Biri çıkıp elbet patlatacaktır o okkalı kelamı:
"Günaydın!"
Ne ihtişamlı bir muştudur şu "günaydın"!
Bir düşünsene: Gün... Ve aydın.
Daha ne ister ki insanoğlu?
Cebinde tütün, göğsünde ışık.
Oradan bir bıyık altı hırıltısı,
"Sen öyle san gafil!" diye mırıldanacaktır.
Hiç oralı olma, tırnağını bile oynatma.
O gün, o aydına illa ki kavuşacak.
Şafak sökene kadar,
Şirazemizden milim ödün vermeden,
Kaskatı, dimdik bekleyeceğiz.
Kaçarı yok, usul böyledir...
Ama mükâfatı sorma, mükâfat gani!
Düşünsene birader:
"Gün... Aydın!"
Düşün ki:
"Günaydın!"
Kayıt Tarihi : 27.09.2016 02:54:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!