Sesimizi çoktan vestiyere astılar, eyvallah.
Şimdiyse göz hapsi,
Olur da manidar bir bakış fırlatırız diye
Sessizliğin yakasına yapışıyorlar.
Sıkıştırın bakalım, nereye kadar?
Yemezler!
Bitecektir elbet, dertlenme bre dertdaş.
Geceler öyle ilanihaye sürmez,
Karanlığa müebbet biçmek hangi kitabın harcı?
Olası değil, tabiatın fıtratına ters bir kere.
Biri çıkıp patlatacaktır o okkalı lafı:
"Günaydın!"
Yahu ne fiyakalı kelimedir şu "günaydın"!
Bi’ düşünsene: Gün. Aydın.
Daha ne ister ki âdemoğlu?
Cepte tütün, gökte ışık.
Oradan bir hımbıl, bir bıyık altı hırıltısı,
"Sen öyle san gafil!" diye hırıldayacaktır.
Hiç oralı olma, tırnaklarını bile oynatma.
Yılmak yok!
O gün, o aydına illa ki kavuşacak.
Işık sökene kadar,
Şirazemizden milim ödün vermeden,
Kaskatı, dimdik bekleyeceğiz.
Çaresi yok, racon böyle.
Ama mükafatı sorma, mükafat gırla!
Düşünsene be birader:
"Gün aydın!"
Düşün ki:
"Günaydın!"
Kayıt Tarihi : 27.09.2016 02:54:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!