Henüz sızmamıştı zehir masanın sütüne,
Kadın, payına düşen iklimden habersiz,
Gözlerinde sahipsiz bir gökyüzü büyütüyordu.
Üzerinde, emanet bir kafes gibi duran
Eğreti bir uçurum...
Yabancı bakışların tırnakları değdikçe tenine,
Durmadan göğsünü saklamaya çalışıyor,
Kendi mahremiyetinin kuytusuna sığınıp
Sürekli bir örtünme lüzumuyla titriyordu.
Bilmiyordu; oturduğu o talan sofrasında
Gülüşlerinin üstüne sinsi gölgeler düşürüldüğünü,
Ve ömrünün, fısıltıların tezgâhında haraç mezat satıldığını.
Sırtlanlar, ceplerinde bir infaz hükmüyle
Dişlerini bilediler birbirlerine.
Pazarlık bitti, takvimler bölündü;
Kadının o titizlikle sakındığı masumiyeti,
O sofranın en ağır ganimeti oldu.
Ve tam o an, yalanın zarı çatladı;
Önce
Şerefeleri,
havada seviştirdi kadehler,
Sonra
Çöpün çatılma muhabbetinin
Kırılma noktasından
Haykırdı tellal;
"Bu kadın artık hayatındır!" diye.
Kayıt Tarihi : 5.10.2007 22:57:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Kadın...yaşamın ve hayatın ta kendisidir doğumdan beri...Kendini kullanan da, kullandıran da.
Şu kısa şirinizden en az on şiir çıkar şairim.
Teşekkürler. İyi ki okumuşum sizi...
Cansın erol
havada seviştirirken kadehler,
Çöpün çatılma muhabbetinin
Kırılma noktasından
Haykırdı tellal;
'Bu kadın artık hayatındır! ' diye. Dostum tebrikler Antoloji listemle birlikte tam puan
TÜM YORUMLAR (6)