Bahar geldi gözleri sürmeli.
Kuşların dönme vakti.
Ağaçlarda çiçek açar.
Papatyalar, gelincikler, başaklar,
mor sümbüller, laleler doğayı süsler.
Tırtılın kelebeğe dönüşme vakti.
Hep denir ya bizi biri gerçekten sevse, değer verse; evet gün gelir biri sever, değer verir, kıskanır, sahiplenir, önemser ve siz görmezsiniz. Kıskanır bunalırsınız, sahiplenir kaçarsınız, önemser önemsemezsiniz, benimser acı çektirirsiniz. Tabii alışık değil bünye ve başkalarının verdiği acıyı o kişiden çıkarırsınız. Sanki dünyada tek siz varmışsınız gibi hayranlık duyar, tek sizi düşünür oysa siz yerinizi yadırgarsınız. Değersizliğe alışık olduğunuz için burnu havada dünyanın merkezi gibi davrananlardan geldiniz ve örnek mi aldınız nedir? Sizde sizi sevene öyle davranırsınız. Dünyanın uydusu falan değilsiniz, kimin öfkesini kimden çıkarıyorsunuz? Bu ne kapris, bu ne ne ukalalık, hal bilmezlik? Yanıp tutuşurdunuz sevgi sevgi diye doğru insana yanlış yaptığınızın farkında değilsiniz galiba taa ki kaybedene kadar... Ufak ufak gider, sizden vazgeçer. Sizin tavırlarınız sessizce gitme saatini gösterir, o da seve seve gider...
Kolay mı sanıyorsun bu hayatın söküklerini dikmeyi. Gözyaşlarını silip yoluna devam etmeyi; yamalı hüzünler giyinmişim, yaralı düşlerimin annesiyim. Kolay mı sanıyorsun yalnız ve çaresiz hissettiğinde, sen güçlüsün diye içine seslenmeyi. Şu elalem prangası düştüğümde nerdeler?
Sonunda beni de delirttiniz...
Önemli olan neyi kazanıp neyi kaybettiğinizdir.
Bir çocuğun yüzünde gülümseme olmak isterdim.
Masalcı kelebek olup yüreğine biraz umut serpip, yastığına huzur bırakıp, saçını okşayıp, yanağına öpücük kondurup, sevgi kelebeği olup uçmak isterdim. Her ağlayan çocuğun yanı başına konup üzülme yanındayım diye fısıldamak. Açsa doyurmak, yaralıysa iyileştirmek, Üzgünse güldürmek. En büyük kazancım olurdu bir çocuğun yüzünde gülümseme olabilmek....
Mavi bir kelebeğin kanatlarındayım şimdi.
Öğretiyor bana üç günün değerini.
Ne yapmam gerektiğini. Daha öğreneceğim çok şey var. Uçarken izliyorum onu, büyüsüne kapılıp.
Bir tırtılın dönüş serüvenini, bir böcekken ikinci bir şans verilmişcesine dünyanın güzelliklerinden biri oluşunu, fısıldıyor kulağıma hikayesini.
Beni hiç yadırgamıyor, ürkmüyor benden.
Saçlarımla oynuyor, burnuma konuyor.
Tılsımını yitirmiş bir zamandan bahsediyoruz, mavi kelebeğim. Güzelliklerin değersiz, iyiliklerin kifayetsiz, sevginin azaldığı...
Biz seninle evvel zaman içindeki hikayelerde yol alıyoruz. Kalbimizi temiz tutarak hala mutlu sonlara inanıyoruz...
Mavi kelebekler uçuruyorum yüreğimden gökyüzüne. Umuda, sevgiye, aşka, inanca dair.
Aldırış etmeden hüzün sancılarına,
siyahlara, grilere. Ben inatla
mavi kelebekler salıyorum yeryüzüne...
İnsanın şefkatle bakması kadar güzel bir şey varmı bu dünyada. Yürek sevgi dolu olunca dilide güzel olur, bakışıda. Öyle kol kanat gerer ki sıcacık bir yuva olur merhametli varlığıyla...
En uzun mesafe insanların göz göze geldikleri halde birbirinden kaçırdığı sözlerdir. En derin hasret ise kavuşmak umuduyla bir ömür beklemektir...
Şimdi bütün hüzünleri topladım üzerime.
Doğduğumdan beri çok yakışır tenime.
Sessizlik ve sükut işledim yüreğime.
Ne yapayım elimde değil, mizacım böyle...




-
Uğur Şahin
Tüm YorumlarTebrik ederim
“Yere” mim olmadan “yâre” lam olmaz.
Görmemişken bile, yüreğim kaldıramaz.
Cemalini göreyim, cennetten de geçerim
O Kevser şarabını, gece gündüz içerim.