Prangaya vurulmuş
mahkumlar gibiyim.
Teneşirde bekleyen cenazem
katil ellerin yüzünden
Aklanamıyor bir türlü..
Kan damlayan gözlerimden
Katre katre ekledim ömrümü
En acıyan boğumlarından.
Pusuda bekledim,
öldürebilir miyim diye,
en sabi çığlıklarımı.
Kelam-ı kibar bir adamdın sen.
Acz ruhlara iyi gelen.
Önce heybetin yankılanırdı, dağ doruklarında.
Nerdesin diyen, hicaz makamı dillerin.
Sonra ellerin, name okurdu her telden.
Kendine arz edilen, şuh güzelliklerden.
Kendimi çok özledim biliyor musun?
Gülen güldüren sözlerimi.
Dinlerken eriyip giden binlercesini.
Yinede, severek siyahları sürme diye çektiğim gözlerimi.
Umudu soluyan, tertemiz nefesimi.
Herbir karesini adımladığım bu şehrin
Kırgınlığım ezeldendi zannedersem
Yolun ortasında kalmış, bir çakıltaşıydım
Yersiz yurtsuz,
Hicbir yere ait olmayan,
Binlercesi gibi.
Uzattı elini dokunmak istedi.
Kör bir bıçak gibiyim
Nereye dokunsam bir izim yok
Bir y'ara açacak kadar sivrilmemişim demek ki.
Iyi mi kötü mü bilemedim.
Bunca dünyanın kahrıyla
Birde bunu taşımamak için miydi özlemim?
Kuşları da vururlar degil mi?
Göz hizasında
Göğüs hizasında
Ellerle uğurlarlar da
Bağıra çağıra.
Lale bahçelerinin kokusudur o
Katre katre damlar yar elinden
Eteklerimi toplar gezerim
Istemem tek bir dal kırılsın
O kem gözlerden
Nazenin yetiştirilir
Bağrı yanık bir gecenin semalarından taşıyorum
Lav misali sinende yanıyorum
Savrulurken takvim yaprağı gibi
Gün be gün...
Bir nefes aralığıydın hayatıma aniden giren,
Ve ben senle hayat buluyordum..
Lila aşkın rengiydi..
Bağ bozumuna denk geldi dudaklar.
Ve yüzün, hüznüm oluyor
Suretsiz duvarlarda..
Çıplak ayakları, kızları düşlüyorum.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!