Gönül coğrafyasının,
Saadet ikliminde,
Zamanın derininde,
Dünya bahçesinin
Herhangi bir yerinin toprağındanım ben.
Oysa ki hepimiz topraktandık,
Çamurlaşmadan evvel...
Çamur olmak değil mesele.
Mesele, çamuru pişirmektedir;
En güzel şekilde kıvama gelmektir.
İnsan ister, efendim, şeklen ve şemâlen güzel olmayı.
Hatta bazen unutur içindeki mânâyı.
Saçına ve eline yakarak kınayı,
Boyar sahtelik rengine dünyayı...
Böyle olmak zorunda mı dünya çarşısı?
Zaman denen ustura,
Yaparken ömrümüze
En sinek kaydı tıraşı...
Bırakmaz mıyız bu boş yarışı?
Neden önemli ki benim dilim, kavmim, rengim?
Gökkuşağından daha renkliyken sevgim.
Kim bilir kaç kilo vicdanım var?
Neden umrunda değil kimsenin karakterimin boyu?
Düşünmez mi kimseler beşerin sırlar dolu içini?
Kıymeti zâhire verdik, sevdik hep biçimi.
Hep merak ettik: "Kaç kilosun, kaç metrelik boyun var?"
Soran olmadı: "Kaç paralık huyun var?"
İlkbaharın yağmur kokularında
Kitap okuyanı sevmeliyiz.
Zarafeti ruhta arayıp karakteri istemeliyiz.
Ve insanlık ikliminin çorak coğrafyasında,
En çok bir gönlün rengini merak etmeliyiz...
Aslında gönül rengimiz kadar insanız.
Zaten hepimiz farklı topraktanız.
Değişse de dilimiz, kavmimiz, rengimiz,
Birdir sevincimiz, neşemiz, acımız, sancımız...
© İlyas Payas
İlyas PayasKayıt Tarihi : 5.05.2019 06:26:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!