Kendi sesinin yankısından bir dünya yarattın.
Olmayan taşlarla ördün o yüksek duvarı,
Beni o duvarın ardına, hiç işlemediğim günahlara attın.
Yoruldum artık her sabah hayaletlerinle savaşmaktan,
Senin zihnindeki "ben" ile gerçek beni tanıştırmaktan
Öyle inandın ki kendi kurduğun o sahte hikâyeye,
Beni bir gölgeye hapsettin, vazgeçtim artık dönmeye.
Şimdi koruyucu bir rüzgâr gibi dökülüyor omuzlarıma saçlarım,
Her bir teli, kalbimin etrafına örülmüş altın birer kalkan.
Güneşin ışığını topluyorum bu siyah tellerle,
Seni dışarıda, kendimi içeride tutuyorum bu sessiz isyanla.
Kendi içindeki fırtınaya beni liman yapmaya çalıştın,
Hiç gitmediğim yolları, yürüdüğüm patikalar saydın.
Ağzımdan çıkmayan her cümleyi bir mermi gibi sakladın,
Ben susarken sen, benim adıma binlerce yalan anlattın.
Yaşamadığım anları, bir film gibi izletiyorsun şimdi bana,
"Yaptın" dediğin her suç, yabancı bir gölge aslında.
Senin hayal dünyanda ben, hiç tanımadığım biriyim,
Olmayan savaşların galibi, uydurma günahların esiriyim.
Dokunmadığım elleri, bakmadığım gözleri yükledin sırtıma,
İtiraz etsem de sağır kaldın, inandın o kendi fırtınana.
Ben gerçeği haykırdıkça sen kurmaca bir maziye sarıldın,
Bak, parlıyor saçlarımın her katmanı bir zırh niyetine,
Daha fazla sızamazsın artık bu kırgın kalbin derinliğine.
Sen kendi yalanında kal, ben gerçeğin ışığında saklanırım,
Ben bu yorgunluktan haksızlıktan aklanırım.
Kayıt Tarihi : 3.05.2026 08:48:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!