Gölgelerin Nöbeti
Gecenin en koyu sinesindeyim şimdi,
Sessizlik, hırpalanmış bir ruh gibi çöker omuzlarıma.
Sokaklar lambalarını söndürmüş, karanlık tek sırdaşım,
Bir ben uyanığım bu saatte, bir de bitmek bilmeyen efkârım.
Kelimelerim birer yaralı kuş gibi çırpınır içimde,
Sustukça büyür bu karanlığın hükmü, bu yalnızlığın biçimi.
Bir sızı var içimde, tarifi imkânsız ve derinden,
Yıllar geçse de rengi solmayan o ilk ve son yangından kalan.
Gurbet sadece yolların uzaklığı değilmiş, anladım;
Gönlün ait olduğu yerden koparılmasıymış en büyük yalan.
Şimdi hüzün yaprakları dökülüyor masama birer birer,
Her mısrada bir hasretin hüznü, her satırda bir ah gizlenir.
Ben karanlığın şairiyim, dertleri nakış gibi işleyen,
Yüreğimin kuytularında beslerim o hiç bitmeyen sitemi.
Kimse bilmez bu sessiz çığlığın nereye dokunduğunu,
Kimse görmez gözlerimdeki o dumanlı, o puslu nemi.
Bir gün elbet kapanır bu defter, susar bu yorgun kalem,
Ama geriye, karanlığın içinden göklere yükselen bu ses kalır...
Kayıt Tarihi : 14.07.2026 22:07:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!