Kaç milat eskir bir vedanın ardından?
Kaç mevsim soyunur yapraklarını?
Bilmez misin, sen gidersen,
Bu ömrün bütün şiirleri yetim kalır,
Bütün yollar uçuruma çıkar.
Gece, ıslak bir tuval gibi çekilirken sokaklardan,
İçime, kuzeyini yitirmiş bir pusula ibresi saplanır.
Sen ki, avuçlarımda unutulmuş eski bir kentin haritası,
Adımların çekildikçe toprağımdan,
Sokak lambalarının sarı çentikleri batar içime.
Kaç köprü yıkılır bir cümlenin virgülünde,
Kaç gölge silinir taşın hafızasından?
Gitme.
Gözlerinin kıyısında bir gölge gibi kalayım.
Bir gece daha uzat ömrümü,
Bir dizede daha kurtar beni bu sessizlikten.
Gidişin, bir çanağın çatlama sesidir içimde,
Sessiz, ama pürüzsüzce bölünen bir dünyadır.
Ne kelebek kanadı devrilir bu soğukta,
Ne de fırtına kopar görünürde.
Sadece mermere sızan ince bir mürekkep gibi,
Sessizce lekelenir zamanın kumaşı.
Bırak, parmaklarımın ucunda kalsın tebeşir tozu,
Sana henüz tamamlanmamış bir gökyüzü çizeyim.
Bir fenerin içindeki tek kıvılcım gibi,
Rüzgâra direnen o son soluğu tutayım dudaklarımda.
Şimdi mısra aralarına çekilir sesim,
Kapanır bütün parantezler.
Sen kapıyı vurup çıktığın an,
Bu son mısradan,
Ben mürekkebi kuruyan bir kalemin suskunluğuna gömülürüm.
Ve dünya,
sen denilen o tek harfin yokluğunda sağırlaşır.
Kayıt Tarihi : 24.07.2026 16:34:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Bazı vedalar yalnızca bir insanı değil, onunla birlikte kurduğun bütün dünyayı da alıp götürür. Geriye ne tam bir sessizlik kalır ne de tamamlanmış bir hayat. Sadece göğsünde unutulmuş bir şehir ve o şehrin sokaklarında yankılanan anılar kalır. Bu şiir, kaybolan bir sevdanın değil, içimizde yaşamaya devam eden izlerinin hikâyesidir Bahtiyar...




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!