GÂYE-İ KÜSVA (ÂKİF TADINDA)
Hangi el sarsıyor bizi, hangi ses bu derinden?
Uyan ey bezm-i elest’in yolcusu, yer yerinden!
Zikir sandığın şey yalnız dilde bir nakış değil,
Hakk’a varan bir niyazdır; eğil, ey kul, eğil!
Batının çelik zırhı gürler sanma ebedî,
İman varsa göğsümüzde, söner her türlü kederi.
Bir çoban gülüşü yeter karanlığı boğmaya,
Sabr-ı Sinan’la kurulur hakikatin dünyaya.
Nefis bir ejderhaysa, her nefeste bin yalan,
Ruhun aslı secdededir; orda dirilir insan.
Gözyaşıyla yıkanırsa taş kesilmiş bu gönül,
O vakit başlar yeniden hakikate doğru yol.
Fânî dünya bir kuyudur, Yusuf gibi sabır ister,
Zikir bir merdivendir; göğe çıkan her bir ister.
Akif’in haykırışıyla kırılır sahte zincir,
Ruh dediğin bir arslan, hapsi kabul etmez, bilir.
Bak şu kâinata: her zerre bir emri taşır,
Sessiz bir emanet gibi içten içe konuşur.
Mimarın secdesi vardır taşın kalbinde bile,
Seni senden almazsa, bu hakikat neyle dile?
Korkma! Sönmez bu şafak, hakikat sönmedikçe,
Kul kula secde etmez, Hakk’a yönelmedikçe.
Bir çobanın kalbinde gizlidir büyük saray,
Zikirdir anahtarı; açılır geceyle ay.
Dalmak denize değil, yok olmak için değildir,
O engin ummanda dirilip yeniden bilmektir.
Menzil uzak, yol çetin, emel arştan da yüce,
Ama bir secde yeter karanlığı bölmeye nice.
Garip Çoban der ki: bu söz bir ateştir, kül değil,
Ya yakar insanı bütünüyle, ya söner hiç değil.
Fânîyi terk edişimiz bir yokluk sanılmasın,
Asıl gaye; Hakk’a varan bir diriliş yolundasın.
...ben garip çoban.
Kayıt Tarihi : 27.04.2026 23:48:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
kulun kendi acziyetini bir güç haline getirmesi, bir secdeyle karanlığı bölmesi




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!