Kırık bir sandalye değilse de
Eski mi eski bir sandalye
Komşudan tuz almaya gelmiş
Sırtını bile yaslamadan gidecek gibi
Ne bana ne kasvetli eski küflü mutfağa bakan var
Anlamadığın dilde kibar şekilde
bu bedende hapisteyim
bu kaş göz ben değilim
buruşuk ellerim
zamandan titrek dizim
alın benden bu bedeni
bu ben değilim
Değerli okuyucular
Su an insan oluyor ve ölüyor
direk anlatıyorum
Su an bebe oluyor ve ölüyor
Evet değerli okuyucular
Susuzluktan su an evet su an ölüyor
Hesap makinesi eski
Quantum hesabı ister
Nede olsa bizde ki bilinçte
Bir o kadar bilinmez madde değil mi?
Atom altı parçacıkların
Ademüstü parçacıklara nisabı
Soruların bile bile cevaplanmazken
binlerce sorula bellendim
hölük diye mayısa boladılar beli,
gübre gibi tenime işledi
hayat beni çiçeklerle karşıladı
ve sevgi ile patladı yaralarım
Nasıl bir yokluk
Ne kadar varı doldursan
Nasıl ama nasıl bir dolmayan
Ne koysan
Nasıl ama nasıl bir yokluk
Tam takır dibine kadar
Elmas hiçten yapmak değil benim haddim
O benim Efendimde,
Kalbimle parlatır içine işlerim
O parlar ve ben görünürüm
A B c ilke başlayan al fa be
z ile son bulur
yan yana getir bun sesleri
bir formül yaz insanlığa
bir şifre
bir kod
En güzeliymiş baharın çiçekleri kokladığımda
En eniymiş aslından ötesinde her yaşanan
Bir bir alıp bırakırken aldıklarına güldüklerin
Ağlamakmış bıraktıklarına
Bir mutlulukmuş ki ne mutluluk
Doğan güneşin batışını unutmakmış
Kapının önündeyim
Kapalı yeşil kapı
İki nefes ötede
Kapının ardı cennet
Keşke zili olsaydı
Kanamazdım bu kadar




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!