Ete kemige ağır bir beden
sırtında yük tası
her gün gittigin yere
boğar sıkar kusturur
ağlatır titretir
dibi olmayan düşmelere
Adını sordu
Aaa ne hoş
memleketi işini kardeşini
toprağına köyüne kadar
bende kırmızı severim dedi
Sorular sorular sordu
ellerine baktı ellerinin ettiklerine
bedeni inanmadı gözünün gördüklerine
kendinden başka bir şeyi kendi yapmıştı
ne yaptığını bile bile bilmezken
kendi kendine değildi
birilerinin işiydi bu
Sebepsiz yere gülmek gerek bazen
Ama hiç sebepsiz yere
Sanki göz yaşı sened i ittifak
Gülmek keyfinize
Bu kadar kir bu kadar pis
Kapkara karanlık sis
Sabah milyon ölüme uyanıp
Ekmeğine tereyağ bal surdum
Anlamsız geldi komik
Bir dalga boşlukta güldüm
bulduğumu sandım yarini
Avucumu aczim boş
Tokamak
birleş ince ortaya çıkan aşkın gücü
En büyük güç birleşince, sevince iki en küçük bir birini
Evlatları aydınlatıyor karanlığı
kızıştırırsa da oluyor du bu işler maddeyi
ama kavgaları bin yıl sürdürüyordu gürültüleri ile beraber
kunduramın topunu yok
artık tak tak değil gidişlerin
asfalt ten düz pürüzsüz
yollar özleme değil
varışlar çok hızlı
iki kalp atışı
Sessizlik sonrasında mı bu fırtına
bu fırtınanın sonunda mı sensizlik
ne olur susma
kortkutma...
Beyaz onluk batikonlu söğüt ağacı kokusu
Kulağımdaki yeşil hayat şarkısı
Gözyaşlarımsa pamuklarla sildiler
Boynumdan yiyeceğim bugünün aksam yemeğini
her şey çıkış kapısının gıcırtısından
Görür gözler gergin havayı
Dur şoför dur buradan dönelim
Bebekliğimi evde unuttum
örtelim üstünü uyanırsa ağlar
Babam derin uykuda
uyandırmayalım şimdi




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!