Foseptik Zamanlar Şiiri - Hikmet Metin Ç ...

Hikmet Metin Çavdar
444

ŞİİR


9

TAKİPÇİ

Foseptik Zamanlar

Memleketin her sokağına eğildim,
bir gül kokusu aradım.
Meğer burnuma dolan
çürümüş zamanların nefesiymiş.

Çöplükte gül aramakmış meğer
sohbet dediğimiz şey.
Toprağı eşeliyorsun;
bir yaprak yeşili görünüyor uzaktan,
uzanıyorsun umutla...
avuçlarına bulaşan
yılların foseptiği oluyor.

Kimse kimseyi duymuyor artık.
Herkes, kendi duvarına çarpıp
kendi sesini alkışlıyor.
Diller slogan,
kulaklar kilit,
akıllar paslı bir sandığın içinde
çoktan unutulmuş.

Bir tek soru sor bakalım...
Bir tek!
Ezberler dökülüyor omuzlardan
eski bir kireç sıvası gibi.
Altından düşünce çıkmıyor;
yalnızca küf,
yalnızca korku,
yalnızca ezber.

En çok da siyaset denilen
o bulanık kuyuda
çalkalanıyor memleket.
Suyu bulandıranlar
ayna sanıyor çamuru.

Oysa su...
eninde sonunda durulur.
Çamur çöker.
Pislik dibe iner.
Koku, sahibini ele verir.

Foseptiği seyredenler var.
Kimi susarak...
Kimi dişini sıkarak...
Kimi bir gün hakikat
yüzeye vuracak diye
gözlerini kısmadan bekleyerek.

Çünkü bilim, rasattır.
Bakmak değildir yalnız;
görebilmektir.
Görünenin arkasındaki yarayı,
sessizliğin içindeki çığlığı,
ışığın altında saklanan karanlığı
sezebilmektir.

İşte insanı insan eden de budur.
Yoksa göz,
her canlıda var.

Göremeyenler için
gündüz de gece.
Sezemeyenler için
hakikat de masal.

Biz mi?

Biz, sabrı kuşanacağız.
Metaneti omuzlayacağız.
Çünkü biliriz;
en ağır lağımın bile
örtemeyeceği bir gün vardır.

Ve o gün,
gül gerçekten gül gibi kokacak.
Toprak yeniden toprak olacak.

O vakte kadar...

Ya sabır kardeşim,
ya metanet...

Gerisini
tarih söyler.

NOT: Şiirde “foseptik” sözcüğü bir kişiyi tarif etmek için değil, düzenin biriktirdiği çürüme, kirlilik ve sağlıksız atmosferi anlatmak için kullanılıyor. Bu imge; düşüncenin yerini ezberin, diyaloğun yerini sloganın, hakikatin yerini korkunun aldığı toplumsal yapıya yöneliyor.
Buradaki eleştiri insanlara değil; insanları da içine çeken, sesi bastıran ve zamanla kokuşan düzene dair. “Foseptik”, görünürde saklanan ama sonunda kokusuyla kendini ele veren bu çürümüşlüğün sembolü olarak şiirde yer alıyor. Hikmet Metin Çavdar

Hikmet Metin Çavdar
Kayıt Tarihi : 7.07.2026 15:18:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Hikayesi:


FOSEPTİK ZAMANLAR Bir gün fark ettim ki, bu ülkede sohbet etmek giderek zorlaşıyor. İnsanlar konuşuyor ama dinlemiyor. Herkes cevabını çoktan hazırlamış; sözcükler birbirine ulaşmıyor, yalnızca havada çarpışıyor. En küçük bir sorgulama, en masum bir "neden?" bile ezberlerin duvarına çarpıp geri dönüyor. Bazen, uzun uzun dinlediğiniz bir sohbetin sonunda, umutla uzandığınız bir düşüncenin aslında çürümüş bir foseptikten yükselen koku olduğunu anlıyorsunuz. Uzaktan taze bir gül yaprağı gibi görünen şey, yaklaştığınızda yılların biriktirdiği önyargılar, sloganlar ve taassup çıkıyor karşınıza. Özellikle siyaset... Hakikati arayanların değil, birbirini yenmeye çalışanların meydanına dönüşmüş durumda. Kimse gerçeği görmek istemiyor; herkes kendi doğrusunu tekrar etmekle meşgul. Oysa zamanın kendine ait bir adaleti vardır. Bulanan sular, acele etmez ama mutlaka durulur. Çamur dibe çöker, hakikat suyun yüzüne çıkar. Çünkü gerçek, ne kadar gecikirse geciksin, saklanmayı sevmez. Bilim bize yalnızca bakmayı değil, gözlemlemeyi öğretir. Rasat; görüneni kaydetmek değil, görünmeyeni fark edebilmektir. Asıl marifet, kalabalığın alkışladığı sesi değil, sessizliğin içinde büyüyen gerçeği duyabilmektir. Bu şiir; çöplükte gül arayanlara, çamurun altında kalan suya inananlara, konuşmaktan çok dinlemeyi bilenlere ve bütün bu hengâmenin içinde hâlâ sabrı ile metaneti elden bırakmayanlara adanmıştır. Hikmet Metin Çavdar.

Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!