yitik bir şarkıdır dudağıma takılan
kelimeler cümleye dönüşür
her nakaratta umutsuzca kanat çırpar
sözcükler dar ağacına asılır
çırpınır seyirciler önünde
alkış kopmadan biraz önce sallanır harflerin karmaşası
Otur yanı başıma konuş benimle
İçini kavuran hangi özlemin
Sitemin kime, kime bu kinin?
Sessiz yüreğine gülüşü ekle
Bırakıp git yalnızlığını
Yıllar sarı yapraklara benzer
Parçalanır her rüzgar darbesinde.
Sense o yılların bir köşesinde çırpınışlar yaşarsın sadece
Bekleme,
Üzülmeyecek yıllar, ne sana ne başkasına,
Her boğum boğum yalnızlıkta bir daha parçalayacak sadece
Yanıyor
Ortasında durduğum hayallerim
Başımdan ayak uçlarıma kadar iniyor sızılar
İliklerimden geçerken kırılan umutlar
Ümit bekliyor çaresiz olan gözlerim
Karanlık çöker uykumun derinliklerine
Bir şamar gibi iner karabasan
Sonra bir ışık göz kırpar
Aydınlatır gitmemi istediği yolu.
Akıl oyunu vardır ikisi arasında,
Çok beklediniz beni biliyorum
Ama ne yapayım korkuyorum
Yaşam içerde daha hoştu
Daha kolaydı sanki kıpırdanmak
Göbeğime bağlı bir şeyle doyuyordum.
Varlığı huzur diye beklediğim gelecek
Ne güneşin ısıttı
Ne sıcacık bir çorban
Yüreğim buz gibi, gözlerim kadar donuk
Beni acıttın diye ağlamadım, ne yazık
Aydınlık arayan ürkütücü karanlık
Asırlardır koşturdun.
Asırlardır omzunda simsiyah bir gökyüzüyle
Savaştın
Artık yoruldun.
Bilki aydınlık senin kavgan
Karanlık çöker
Bilinmeyen bilinen eller
Uzanır,
Parçalar aydınlığa yol alan damarları
Bakımsız kalan bir yaşlı gibi
Öksürür içten içe eritir ciğerleri
Güneşin doğuşunu bekler
Kısık sesiyle çığlık atarak
Karanlık ki onu hep korkutur
Koynunda bir yabancıyla uyanır her sabah
Gecelerin verdiği acıyı unutmak için,
Güne




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!