Fatma Doğan Şiirleri - Şair Fatma Doğan

Fatma Doğan

Fatma Doğan
Masal 2
PALETLER KÖYÜ ve RENKLİ TOP AİLESİ
Evvel zaman içinde, zamanın akmadığı, baharın bitmediği, güneşin batmadığı, renklerin hiç solmadığı güneşin her renge girebildiği bir ülke varmış.
Rengarenk bu ülkede Palet adlı bir köyde, Küçük büyük bir sürü palet ailesi yaşarmış. Paletlerin yaşadığı bu köyde, aileler renklerinin isimleriyle anılırmış. Çünkü ailede ki herkesin rengi aynı olurmuş. Bir aile beyaz ailesi bir aile yeşil ailesi bir aile kırmızı böyle uzayıp gidermiş çocuklar parkta oynasa anne babaları onları karıştırmaz ,okula gitseler öğretmenler hemen kimin çocuğu olduğunu anlarmış. Renkler ülkesinde her şey çok renkliymiş ancak bu ülkenin bir sorunu varmış. Her şey çek çok renkli olmasına karşın hayat çok sıkıcıymış. Örneğin siyah ailesindeki herkes çok karamsar Kırmızı ailesindeki herkese çok sinirli. Her şeye kızarmış ve sürekli oflayıp puflarmış. Mavi ailesinin fertleri de evlerinde mahzun mahzun oturuyorlarmış. Sarı ailesi, sakin ve tembel, Yeşil ailesi ise her şeyden şikayet edermiş. Hepsi bunun farkında aymış. Hayatın çok sıkıcı olduğunun. Ama bir türlü bunun neden olduğunu bilmez izlermiş. Günler böylece gelmiş geçmiş. Mevsimler mevsimleri kovalamış. Kuşlar. Başka diyarlara göçüp gelmiş. Renkler ülkesinde birkaç yıl böyle üst üste çok sıkıcı olarak geçmiş. Palet köyünde çocuklar birbirlerine bizim hayatımız neden bu kadar sıkıcı diye sormaya başlamışlar. Gidip büyüklerine danışmışlar. Annelerine sormuşlar, cevap alamamışlar babalarına sormuşlar,cevap alamamışlar. Ağabeylerine, ablalarına sormuşlar, cevap alamamışlar. Öğretmenlerine sormuşlar. Cevap alamamışlar. Her gittikleri yerden, Ya sorularına kayıtsız kalınmış siyah ailesi gibi. Ya sinirle kovalanmışlar kırmızı ailesinden. Ya da, dalga geçilmiş yeşil ailesi gibi. Çocuklar da pes edip vazgeçmişler. Bu sorularına cevap aramaktan. Paletler Köyünde bir gün herkes evli evinde köylü köyünde iken, Kocaman renkli ışıklı yanıp sönen ve sesler çıkaran bir top yuvarlana yuvarlana köyün meydanına kadar gelmiş. Herkes ne oluyor ne bu gürültü diyerek dışarı koşmuşlar, bakmışlar ki ortalıkta bir top neşe içinde hoplayıp zıplayıp duruyor bilmedikleri sesler çıkarıyor. Hepsi şaşkınlıktan dona kalmışlar. Köyün ileri gelenleri hemen renkli topun yanına varıp sormuşlar kimsin necisin in misin cin misin demişler. Topta cevap vermiş ben ailemle yaşıyorum biz gülmeyi ve gezmeyi çok seven bir aileyiz renkler ülkesinin her yerini gezdik eğlendik ancak çocuklar büyüdü ve okula gitmeleri gerek bunun içinde bizim bir yere yerleşmemiz gerek demiş. Paletler köyünün büyükleri içlerinden bunun iyi bir fikir olmayacağını düşünmüşler önce sonra konuşmuşlar ve bu toplantı sonucunda da kararları değişmemiş. Renkli top köyümüzün içinde kalamazsın biz dışardan pek yabancı kabul etmiyoruz köyümüze demişler. Ancak renkli top ama benim çocuklarımın okuması gerek bu yakınlarda başka okula gidecekleri yerde yok demiş. Palet köyünün büyükleri o zaman renkli topa demişler ki köyün içinde kalamazsın ancak ormana doğru okulun hemen yakınında boş bir kulübe var orda yaşayın ancak köyümüze gerekmedikçe gelmeyin ihtiyacınız olursa gelirsiniz demişler Renkli topta kabul etmiş bu öneriyi. Hemen biraz ötede siz burada bekleye durun ben sorup geleyim diye bıraktığı ailesini alıp gelmiş ve kulübeye yerleştirmiş. Renkli top ve ailesi o gece yorgunluktan sızıp uyuya kalmışlar. Sabahın ilk ışıkları ile renkli top ailesi uyanmış ama ne uyanış onlarla birlikte tüm köyde uyanmış evlerinden neşeli kahkahalar birbirleri ile tatlı sohbetlerle bir birde mis gibi yemek kokuları yükseliyormuş. Herkes evinden uzakta da olsalar şaşkınlıkla onları izliyormuş. Günler böyle geçerken okullar açılmış renkli top ailesinin neşeli çocukları GÖK (mavi) ile AL (kırmızı) ve AK da okula başlamışlar. İlk başlarda bu üç kardeş kendi aralarında neşeli neşeli oynuyorlar oradan oraya yuvarlanıyorlar mutlu mutlu zıplıyorlarmış. Diğer palet çocuklar kenardan sessizce onlara bakıyorlarmış daha önce kendilerine sorup cevabını bulamadıkları soru akıllarına tekrardan gelmiş bizim neden canımız sıkılıyor neden hayatımız bu kadar sıkıcı diye. Artık palet köyünün çocuklarının gözleri hep bu üç kardeşin üzerinde imiş. Ne yapsak ta bizde onlarla oynayabilsek ama hepsi ailelerinden çekiniyormuş. Palet köyündeki öğretmende renkli top ailesinin çocuklarının daha çalışkan olduğunu fark etmiş oda kendini sorgulamaya başlamış ama oda bunu diğer köydeki ailelere söylemeye çekinmiş. Herkes bu aileye gıpta ile bakıyormuş imreniyormuş içten içe ama gizliden. Palet ailelerinin çocuklarının dikkatini çeken Al, Ak ve Gök ne zaman anne babalarına bir şey sorsalar yere çömelip onların ellerinden tutup gözlerinin içine bakarak sorularını cevaplıyorlarmış hiçbir sorularını cevapsız bırakmıyorlarmış. Sonrada ya başlarını okşuyorlarmış ya da yanaklarını. Onların hiçbiri bu hareketi kendi anne babalarından görmemişler. Şimdi daha bir mahzunlaşmış hepsi. Artık hayallerinde dualarında hep bu istek varmış. Yataklarına yattıklarında artık Allahım bizimde canımız hiç sıkılmasın anne babalarımız bize daha yakın davransınlar bizim sorularımıza cevap versinler bizi azarlamasınlar diye dua etmeye başlamışlar günlerce. Allah bu çocukların duasını hiç duymaz mı duymuş tabi ki. Çocuklarda ki bu huzursuzluk ailelerin de dikkatini çekmiş ne oluyor bunlara diye sormaya başlamışlar. Hatta bazı çocuklar üzüntüden hastalanmaya başlamış. Palet köyünü almış mı bir telaş. Köyde ne yazık doktorda yokmuş. Ne yapacaklarını şaşırmışlar herkes birbirine soruyormuş. Al, Ak ve Gök durumu ailesine haber vermişler. Renkli top ailesi çekinerek te olsa köylülerin yanına gitmiş. Size bir yardımımız dokunur mu ben ve eşim birimiz doktor birimiz öğretmeniz demişler Aileler buna ilk çekinseler de aslında çok sevinmişler çocukların tedavisine başlanmış. Renkli top ailesi çocukların esas problemlerinin sevgisizlik ilgisizlik ve iletişimsizlik olduğunu anlamışlar. Ama bunu ailelere nasıl anlatacaklarmış bilememişler. Sonra akıllarına bir fikir gelmiş çocuklarınızın iyileşmesini istiyor musunuz demişler onlarda tabi ki demişler. Ne yapmaları gerektiğini sormuşlar. Renkli palet ailesi onlara üç gün çocukları ile ilgilenmelerini beraber vakit geçirmelerini oyun oynamalarını ne sorarlarsa sıkılmadan cevaplamalarını söylemiş. Onlarda kabul etmiş. Sonra ki üç günde siz çocuk olacaksınız sorular soracaksınız oyun oynamak isteyeceksiniz onlarla demiş onu da kabul etmişler. Üç gün herkes çocuğuyla ilgilenmiş eğlenmişler çocuklarını omuzlarına almışlar, gölge oyunu oynamışlar resim çizmişler beraberce bu duygunun ne olduğunun farkına varmışlar meğer ne güzel bir duyguymuş çocukla çocuk olmak, çocukluğunu yaşamak, çocuklarının gözlerinin içine bakmak. Sonrada üç gün çocuklar büyük gibi davranmışlar anne babalarının sorularına hiç cevap vermemişler. Bu oyunu oynarken hem kıkır kıkır gülmüşler hem de yaptıkları hatayı anlamışlar Palet ailelerinin evlerinden de giderek şen kahkahalar yükselmeye başlamış çocuklar kısa sürede iyileşmiş onlarla birlikte ailelerin ruhları da iyileşmiş. Çocuklar hasta iken uzun süre okula da gidememişler bu sırada okulun öğretmeni de başka bir yere gitmiş. Palet köyünün okulu da öğretmensiz kalmış. Artık renkli top ailesine alışan köy halkı çoluk çocuk toplanmış palet ailesinin evine gitmişler onları birde evlerindeki halleri ile görmüşler hem onlara bir teklif getirmişler köyün okulunda öğretmenlik ve köyde doktorluk yapmalarını istemişler ,sonrada onlarla birlikte hep beraber köyde yaşamalarını istemişler. Artık onlara köyün en güzel yerinde bir ev yapmışlar. Hepsi beraber Palet köyünde mutlu mesut yaşamamışlar. Ha birde renkli topa nasıl bu kadar renkli ve neşeli oluyorsunuz diye sormuşlar bu sırrı masalın en sonuna sakladım. Demişler ki renkli top ailesi önemli olan dışımızın renkli olması ,renkler ülkesinde yaşaması değil insanın kendi içindeki renkleri keşfetmesi ile olur demiş bu nedenle çocuklarınızın her sorusuna cevap verelim ki kendi içlerindeki renkleri bulsunlar ellerine boya kalem kağıt verelim ki içlerindeki renkleri dışarıya döksünler işin sırrı bu demiş böylece renkli top havaya mutlulukla bir zıplamış taaa göklere kadar değmiş böylece göklerdeki bütün renkler tüm palet köyünün üstüne yağmış artık tüm palet aileleri tek renk değil rengarenk olmuş. Masal da burada bitmiş. Gökten üç top düşmüş biri AL, biri Ak, biri de Gök kim bu toplarla oynarsa Al top ile oynayanın kalbi güzelleşirmiş, Ak top ile oynayan çok akıllı olurmuş, Gök topla oynayanın gözü çok iyi görürmüş. Onlar ermiş mutluluğa biz çıkalım bir başka masal diyarında yolculuğa.
(Fatma Doğan 1Ekim 2024 /TURHAL)

Devamını Oku
Fatma Doğan

KAR KUŞU ve KUMSAL’IN MASAL ÜLKESİ
#fatma doğan
Bir varmış bir yokmuş çok eski zamanlarda develer tellal, pireler berber iken, bizler bebeklerin beşiklerini tıngır mıngır sallar iken, aksakallı dedeler ve pamuk yüzlü nineler, hava kapkaranlık olduğunda, bastonlarını ellerine alır, ortada yanan ateşin etrafına köyün küçük ,büyük ne kadar çocuğu varsa toplar, onlar mışıl mışıl uyumadan önce, anlattıkları bin bir çeşit macera dolu masalla, hepsini masallar alemine götürür, kar kuşunun kanatlarında tüm dünyayı dolaştırırlarmış. Gidemedikleri diyarlara ise, bazen bir balkabağı arabasıyla yahut da şişeden çıkan bir cin yardımıyla gider, denizleri, okyanusları Sinbad’ın gemisi ile geçer, korsanları atlatırlarmış. Yeryüzünün en gizemli dağı olan Kaf Dağına tırmanır, orada tek gözlü devi yenerler, tutsak prensesleri kurtarırlarmış.
Aradan çok uzun zamanlar geçmiş, yıllar yılları kovalamış, bulutlar mevsimleri kovalamış. Kışlar yaza, yazlar sonbahara dönmüş. Çocuklar büyümüş kimi nine, kimi de dede olmuş. Olmuşlar olmasına ama Artık etrafta ne yakılan ateşler ne de etrafında toplanan çocuklar kalmamış. Masal ülkesi ıssız, cinler şişede hapis ,devler kış uykusuna yatmış, prenseslerse kulelerde tutsak kalakalmış. Artık ne dedeler ne de nineler masal anlatır olmuş.
İşte bu ninelerden birisi de Pamuk Nine imiş. Pamuk Nine, ninesinden o kadar çok masal dinlemiş ki içinde biriken masalları dökse nerdeyse bir su kuyusunu doldururmuş. Ancak anlatacak kimsesi yoksa bir kuyu dolusu masal bilse ne yazarmış. Birine masal anlatmaya kalksa, hemen kendisine gülerler alaya alırlar, hep bir ağızdan;
-Pamuk Nine boşu boşuna anlatma, artık kimse masal dinlemiyor şimdiki çocuklar hele çok akıllı, onlar böyle uydurma masallarla değil, bilgisayar oyunları ile cep telefonları ile vakit geçiriyorlar diyorlarmış. Tabi ki Pamuk nine ne yapsın, onlar bilmiyorlarmış ki aslında anlatılan masallar gerçeğin ta kendisiymiş, ama ne çare, elinde bastonu ile boynunu büküp üzülüp yanlarından uzaklaşıyormuş. Çook uzun zamandır hiç kimseye hiçbir çocuğa masal anlatamaz olmuş.

Devamını Oku
Fatma Doğan

#fatma doğan
SIRLI DAĞ’ ın SİHİRLİ MASALI VE 4/A DÜDÜKLÜ TAKIM YILDIZI
Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, sarı samanlar samanlıkta, samanlıksa koskoca bir çiftlikte ,bu çiftlik ise büyülü bir masal ülkesindeki Sırlı Dağ’da bulunurmuş.
Bu çiftlikte tavuklar cücük cücük, kuzular küçük küçük, sıpalar güdük, ağaçların dalları meyveden yere kadar eğik, dallarında bir dolu ham erik, üzümleri hep koruk, her hayvanın boynunda da bir düdük sallanırmış.
Bu çiftliğin olduğu masal ülkesinde bundan bin bir masal gecesi evvelinde bu çiftlik varmış, bin bir masal gece sonrası da bu çiftlik burada duracakmış, Nedenine gelince, bu çiftliğin her yeri taştanmış, bu yüzden depremlerde sarsılmaz, yıkılmaz, yangınlarda tutuşup yanmaz, fırtınada çatısı uçmazmış. Zaten seller de bu dağ başına erişemezmiş. Bu yüzden bu çiftlik binlerce yıldır yıkılmadan ayakta kalmış ve Allah izin verdiği müddetçe de kalacakmış,
Bu masalı okuyanların aklına hemen şu soru gelirmiş. Eeee iyide bu kadar anlattığınız çiftliğin Sihirli ve sırlı dağla ne ilgisi var? Çok ilgisi var çünkü bu çiftlik çok büyük bir dağın üzerine kurulu ve çiftliğin etrafı kale gibi taşlarla örülüymüş bu yüzden oraya hiç kimse ne girebilir ne de yaklaşabilirmiş.

Devamını Oku
Fatma Doğan

FATMA DOĞAN
ANALAR DİYARI
Ah emektar Anadolu’nun ak yaşmaklı
gözü kara ,dumanlı dağları,
bunca yıldır yamaçlarında kurulu terör kazanlarında
Fokur fokur anaların yürekleri kaynar durur.

Devamını Oku
Fatma Doğan

ANNEM,GÖZLERİNE ÇEKTİĞİN ÇİLENİN, RASTIK SÜRMESİ DÜŞTÜ
#fatma doğan
Annem, has bahçem!
Tarumar dünyamı, gül bağına döndüren, bağban.
Hadsizlik edip, aşsa da boyum, karış karış boyunu,
Sığındığım tek rahmet tecelligahı mekan, yine de bana kucağın,

Devamını Oku
Fatma Doğan

ARDIÇLI ÇEŞME
Oy gülüm
Dağların kızı Nare!
gül basar güldükçe dudaklarını
yayla kokuşlu aşklar seğirtir,
cümbüş cümbüş mor fistanının eteklerinde

Devamını Oku
Fatma Doğan

ASACAĞIM PALTOMU MENEVŞE GÖZLÜ ŞEHRE
Bu akşam,
çözeceğim menevşe gözlerinin esrarını
meçhul ve viran bu şehirde
mürekkep bulaşmış dudaklarına
Mor şiirler okuyor acıların, kirpiklerinin ucuna yaslanmış.

Devamını Oku
Fatma Doğan

AŞKIN HANGİ HALİ

AŞK,
üç harf,üç tomurcuklu şiir goncası, gül dalında,
bir hecede damıtılmış gibi, binlerce şiir.
Her harfine ne anlamlar yükler AŞK katipleri

Devamını Oku
Fatma Doğan

AŞKIN KIYAMETİ
Senle ben göz gözeyken,
İç bükey kıvrılır, içimize indiğimiz, basamaklar.
Boşluğa uzanır gibi merdivenler alabildiğine
Bir algı sarhoşluğumu desem,
Bir zihin işgali mi?

Devamını Oku
Fatma Doğan

AŞK-I ŞAHANE
Ay geceye,
Sen bana küsmeye gör …
Sarsılır, sarayımda Taht-ı şahanem …
Dolanır bahtıma tel tel, zülfü kamer…
Düşler diyarında kıyamet kopar

Devamını Oku