Öyle derin ki içimdeki o kör özlemin;
Gurbet içinde yaşıyorum kıyameti.
Saatler bir cellat gibi her saniye biçiyor;
Dilim dilim vuslatı ertelenmiş bu hasreti...
Yokluğun dudaklarıma değen cehennem ateşi,
Dokunduğu her yerde ruhumu acıtıyor.
Koca bir boşluğun ortasında kalmışım yapayalnız;
Duyulmayan çığlıklar sessizce boğuyor.
Aynı şehrin sokaklarında, aynı göğün altında;
Senden fersah fersah uzakta yaşamak...
Aklımda o her şeyi unutturan gözlerin,
Özleyip de bir türlü ulaşamamak, dokunamamak...
Sensizlik artık matemin en koyu renginde,
Yaran içten içe kanıyor, kimse görmüyor.
İçime kanlı yaşlar dökülür her gece yarısı;
Gönlüm senin o devasa yokluğunla yanıyor.
Hani bir düşümüz vardı seninle, hatırlar mısın?
O eski, o masum günlerdeki gibi...
Kaybolmuş ruhlar mezarlığında bir gölgeyim;
Tümüyle kendi içime, o karanlığıma döndürdün beni.
Ey sevgili...
Nasıl da aklıma geldin aniden şimdi?
Bir düşümüz vardı seninle, söylesene;
Gerçekten unuttun mu o sarmaşıklı, o bahçeli evi?
Şiirden geriye kalan satırlar:
•Aynı şehirde gurbet yaşadım; demek ki mesafe kilometreyle değil, kalple ölçülürmüş.
•Gözlerin aklımda bir mahkeme; her hatıra yeniden yargılıyor beni.
•Aynı gökyüzüne bakıp ayrı düşmek, en acı yalnızlık biçimi.
•Gurbet içinde gurbetteyim; çünkü çok uzağım, senin kalbine.
6 Eylül 2019 / Cuma / Ankara
Halil KumcuKayıt Tarihi : 14.02.2025 15:26:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
“Sensizlik, kaybolan bir zamanın yansımasıdır; her özlem, sevgiyi yeniden inşa etmektir.”




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!