Deniz ikiye bölünmüş,
Suda, sudandı köprüsü.
İçi içinden de maviş,
Tattım baktım bir içim su.
Gel gönül uyma sen yine,
Sohbet ikrarından olma.
Karayüze gülme yine,
Cemalin nurundan olma.
Erdir yaşını Kemâle,
Beni, ayakta tutan,
Varlığın ve varlık hayalindir...
Yüreğim ınga' lıyor,
Acılarla çabalıyor,
Gidip gelip sende kalıyor,
Ne yürüyor, ne de soruyor...
Gönül dağlarıma çökmüş sis duman,
Sesim duyulmuyor ve ses gelmiyor,
Cemalin seyrinde saklanmaz gûman,
Gözler görmüyor yâr, görsel gelmiyor.
Teller kopmuş sanki, sessiz sinema,
Acaba !
Bu; benden gidiş midir ?
Gidişin gelişi mi benden...
Kim bilir !
Gelişin gidişi mi bana...
Bir çürük tahtaya taktın kafayı,
Başka hiç mi iyi bir sözüm yoktur.
Bunca sistemlerle, açma ara'yı,
Aşka dair hiç mi bir sözün yoktur.
Neredendi bilmem bak çıkageldi,
Derdi burgu burgu sinemi deldi.
Ne murat aldım ben, ne yüzüm güldü,
Güler gibi yaptım, kan ağlar iken.
Efendim, Sultanım derdim hesapsız,
Adatepe'ye çıksa,
Mıhlı çayıyla aksa,
Dönüp te bir yol baksa,
Hal Bilmiyor bilmiyor.
Karşıda Midilli bak,
Biz bize danışıp, gel de tanışsak,
El ele, dil dile verip konuşsak,
Ne sen kal ne de ben, bize ulaşsak,
Orda muhabbetten öte bulunmaz.
Elini açarak semaya ?
Ve yukarıya bakarak; İyilik,güzellik,kazasız, kavgasız, belasız hayat dilerdin.
Yalvarır yakarır dururdun ya !
Ondandır hep yukarıya bakışım,
Hep semalarda bildim Tanrıyı anne...
Tanrı; yukarıdan tepemize yağmur yağdırır sevinirdik,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!