Baştan beri çok sıkıntılıydı makûs kader
Her bir göç bir kopuştu,
Yardan ayrılır gibi sancılı
El vurduğun ayak bastığın topraktan kaçıştı
Nice yiğit göç yollarında dünyayla tanıştı
Erdem oldu Alperen oldu isimler
İsyanlarım kapıda dilenci
Efkar güz rüzgarı gibi soğuk
Bazen de yağmurlu ıslak
Darda kalsan da bul beni
Açmadığın kapılara gel
Sen koy adını
İster ırmaklardan aşan su ol
İster kardan kopan çığ
İstersen daldan kopan yaprak ol
Kopup git
Sonsuzluk şarkısı söylenir
Kaba Tepede,Seddülbahirde
Bir bir düşer toprağa ana kuzuları
Şehitler diyarı Çanakkale’de
Kimi şahadet içer
Annem dedim canım dedim her şeyim din
Canım annem iste uğrunda öleyim
Analık hakkını helal et dedim
Gençliğime ver aşığım dedim
Senin adın geçince ömrümün anlamı bir başka bu gece
Beni vursunlar ölsem gömülsem derinliklere
Kopamayışım için için eriyişim
Dağlarda değil insaniçinde
Divane gezişim
Sensin sebebi canımın içi
Sen sevdamsın
Gülmek değerse adına
Hiç düşünmeden
İçindeki mutluluğu salıver
Gitsin dudaklarına
Dikensiz olacaksa hatırası
Daha önce seyretmek varmış
Ada üzerinde Güneş’in batışını
Kadınların çocukların çığlıklarını
Dinlemek varmış akşam suyunda
Görmek varmış İstanbul kızlarını
Ege sahilindeki cilve ve nazlarını
Dalgalar vurur iskele altına
Hayat vurmuş sensizlikte bağrıma
Bir acı çöker düşüncelerime
Hasretin dolaşır,yokluğunu yazar kalemim
Düşünceler kimsesizliğiyle dağın doruğuna ak olur
Yalnız mısın,yalnızlığın la mısın?
Kederin cilvesinde körebe mi oynamaktasın?
Aşkı umut edip sevgilinin gökten düşmesini mi beklemektesin?
Kederlere bürünüp,efkarından rakı mı içmektesin?
Yoksa,boş boş düşünüp kendi kendini mi yemektesin?
Ömrün su gibi akıp gittiğini,aşkların solup geçtiğini




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!