Seni her gördüğümde
Yalnızlıktan bahsedip
Hayata dair verdiğin savaşı anlatırdın
Dalardın
Bazen umutsuzluk kaplardı yüzünü
Üzülürdüm.
İnci gibi yağan kar tanelerini seyrediyorum
Öyle öz gür ve sessizler ki
Kıskanmadan edemiyorum
Gecenin sessizliğinde ilerleyen yelkenli gibi
Kopup gitmek geliyor içimden özgürlüğe koşmak
Cadde lambalarının ışıklarında seyrediyorum
Sevmedim kimseyi
Seni sevdiğim kadar
Ağlamamıştım
Sana ağladığım kadar
Elimden geldiğince
Kurumuş gül yaprağıyım ben
Sen taze yapraksın filizde
Gökten düşen yağmurum ben
Ardımdan gelen gök kuşağısın sen
Gecenin karanlığıyım ömründe
Canımdan can koparırcasına
Bir parçamı kesip atarcasına
İçimdeki seni parçalarcasına
Öldürüyorum kendimi ve içimdeki seni
En yüce dağları aşıyormuşçasına
Ve sen
Sebeplerde mutluluk arayan kanadı kırık kuşum
Kediler sokağında cirit atarsın
Yarenlik edersin seni bitirecek illete
Rüzgara kapılmış sonbahar yaprağı gibi
Savrulur gidersin
Taşlı hayat yolunda
Sende yek başıma koydun ya
Yağmurlar ıslatmaz bedenimi
Kar üşütmez artık
Beni böyle sensiz
Denizin hırçın suyundan
Yol vermez dağların heybetinden
Irak yolların ıssızlığından
Sakınırım,kıskanırım seni
Gidip gelmeyişinden
En son ne zaman tuttun ellerimi
Ne zaman gözlerime baktın
Hatırlamıyorsundur
Bende unuttum artık.
Eskide kaldı hepsi
Sakladık yüreğimizde bir yerlere
Deryada kotrayım şimdi
Rotasız gezer dururum
Senin koyun hariç
Her liman sığınak bana
Gökte uçan kartalım




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!