Kışın son gecelerinden biriydi...
Şehir camlara vuran ince yağmurun altında . ..
eski bir şarkı gibi susuyordu...
Kadın mutfağın loş ışığında ...
tek başına oturmuştu...
önünde yarım kalmış bir çay...
içinde yıllardır yarım kalmış cümleler...
Günlük defter açtı...
Sayfaların arasından...
eski mevsimler döküldü...
Bir adamın gülüşü çıktı önce karşısına...
onu sevdiğinde...
dünyanın daha kolay döneceğine inandığı günler…
Sonra başka bir yüz...
giderken ...
arkasında sessizliği bırakanlardan....
Bir başkası...
kalbini avuçlayıp tutmayı bilmeyenlerden...
Her aşk biraz iz bırakmıştı onda...
Kimi yara gibi...
kimi ders gibi...
Uzun süre düşündü kadın...
“Bunca şey neden yaşandı?” diye değil artık… !
“Ben bütün bunların içinden nasıl çıktım?” diye. .. !
İşte o an fark etti...
Eskiden acı sandığı şeylerin...
aslında onu ayakta tutan kökler olduğunu...
Kaybettiği her şeyin ardından
biraz daha büyüdüğünü....
Her vedada omuzlarının dikleştiğini....
Her kırılışta kalbinin daha gerçek attığını....
Pencereye yürüdü...
Şehir hâlâ yağmurluydu...
ama içindeki mevsim değişmişti...
Yeni Yıl yaklaşırken...
ilk kez bir dilek tutmadı kadın...
Çünkü artık beklemek yerine yürümeyi öğrenmişti...
Geçmişini usulca aldı...
bir sandığın içine koyar gibi ...
yerleştirdi kalbine....
Ne inkâr etti onları..
ne de geri dönüp yaşamaya çalıştı...
“Var Oldunuz,” dedi içinden...
“Ve artık geçip gittiniz .” ...
Sonra aynaya baktı uzun uzun...
Yorgundu belki…
Ama yenilmiş değildi...
Kendine söz verdi o gece...
Eski aşklara dönmeyecekti...
Kendisini eksilten hiçbir kapıyı yeniden çalmayacaktı....
Sevilmek için küçülmeyecek...
kalmak için susmayacaktı...
Dimdik yürümeye karar verdi...
Kırılmış olsa bile zerafetle...
Korkmuş olsa bile cesaretle...
Ve en çok da şuna inandı...
Hayat...
insanın karşısına bazen ...
geç kaldığını sandığı mucizeleri çıkarırdı....
Bu düşünce ona hiç şaşırtıcı gelmedi....
Çünkü artık biliyordu...
mucizeler...
vazgeçmeyenlerin yolunu bulurdu...
Aradan zaman geçti...
Bir gün...
sıradan bir öğleden sonra..
hiç hesapta yokken çıktı karşısına o adam...
Ne eski sevdalara benziyordu...
ne yarım kalan hikâyelere...
Sesi acele etmiyordu...
Bakışlarında sesinde oyun değil...
huzur vardı...
Kadın ilk kez kalbini korkmadan duydu...
Çünkü bu aşk...
yangın gibi değil de...
eve dönüş gibi hissettirdi...
Ve kadın anladı:
Geçmişte bıraktığı her şey...
onu tam da bu ana getirmişti....
O gece gökyüzünde yeni yılın ilk yıldızları vardı....
Kadın yürüyordu...
Yanında yeni bir sevda...
içinde eski yaralardan doğmuş bir ışıkla...
Ve artık hiçbir şeye dönüp bakmıyordu...
Çünkü...
Çünkü Geçmis geçmişte kalmalı ...
Kalmalı...
Arzu Uschi
Kayıt Tarihi : 15.05.2026 19:19:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!