Şu hayatta bir kendimi sevemedim
Neyimle, ne için, ne kadar?
İnan bilmiyorum
Şu hayatta
Sorgusuz, sualsiz
Suretler yanılır
Yanlıdır, yanlışa yan çizer
Vermeden ister
Emeklemeden bekler
Zan-neder kendinedir
Emekler, emrine amadedir.
Susmakla susturamazsın
İçini kemiren hezeyanları
Ummadığın Susan çığlık
Bendini aşar, ummana ulaşır
Söyleyemediklerin dökülür üzerine
Su içerken sus,
Yerince konuş, susma
İçerin yansa da sustuğuna
Gönül al, gönülsüz susama
Su gibi ol, sönmeyen ateşe
Susuz kalma, yürekte açan çiçeğe
Eskisi gibi tadın, tuzun yoksa
Yoklara karışmışsa varlığın
Aynalar aynasız, sözler sahipsiz
Bırakmışsa seni seninle; bir başına
Sen de çekip gitme
El çekmişse dost bildiklerin
Geçmişim tecrübe,
Anım hikaye,
Gelecek mayası geçmişin;
Az önce yazdım seni
Şimdi ezbere okuyorum
Ne kadar sürer bilmiyorum
Terk ettim ilim-irfan meclisini
Edepsiz ilim, buhran demek
Eşikte meşk eden dervişin izini
Sürmeyene, rahmet-i rahman gerek
Terk ettim gönülde nam kapısını
Kimseye ah etmedim ki,
Af dileneyim...
Halime, yanmadan
Ziyadesiyle şükrederim
Okumadan yazdım sizleri
Bağışladım ruhumu zamansız hudutlara,
Doğmamış dünyaların sancısını çekerim
Gölgesi düş-mez oldu yıldızların sulara
Güneşi kanatarak doğan bir şafağım,
Gün-eşime yanarım
Davul bile dengine
Denk düşene
Elma derken taş düşende
Aklın başından gittiyse
Kim bilir kime
İnce düşünme, uykun kaçar




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!