Kuru ekmeği masaya koyuyorum,
önce bakıyorum.
Tokluk bundan mı gelir,
yoksa alışmaktan mı,
bilmiyorum.
Ama insanın
Korkma diye başladı bir milletin sözü,
Akif’in kaleminde titredi gökyüzü.
Bayrak dediğin kandır, ezan dediğin can,
Bu toprakta susmaz ezan, teslim olmaz vatan.
Beşikten cepheye uzanır yolumuz,
Her ev bir kışla, her ocak ordumuz.
Gece uzadıkça
zaman ağırlaşıyor.
Saat işlemiyor,
sadece hatırlatıyor.
Bir sigara yakıyorum,
dumanı değil
Sabah Kadıköy’de uyandım,
Martılar benden önce kalkmış yine, utanmazlar!
Bir simit aldım vapurdan geçerken,
Simitçi abi “taze taze!” diye bağırdı,
Ben de “abi ben zaten bayat değilim” dedim,
Adam hâlâ gülüyor, kulaklarımda çınlıyor.
Eren:
Bir sonbahar kokusu var içimde,
Adını her aldığımda biraz daha eksiliyorum sanki.
Doktorların sesleri hâlâ kulaklarımda,
“Vakit daralıyor…”
Ama ne garip, sen yanımdayken
Gece iner Medine ufkuna,
Rüzgâr bile adınla yürür ya Resûlallah.
Kalbimin kapıları açılır her salâda,
Bir gül kokusu düşer yüreğime
Sanki Ravza’dan esen bir nefes gibi taze, diri, umutlu.
Bir avuç gencin kahkahası yankılanıyor sokaklarda,
Ezan okunuyor uzaktan, kimse duymuyor,
Duyup da duymazdan gelenler var…
Namazla alay edip şakanın içine gizleyenler var,
Sanki secde bir yükmüş, sanki kulluk ayıpmış gibi…
uyan genç uyan, bu yaptığın sana yakışır mı
Sensiz bir gecenin,
sabahını kaybettiğim saatlerinde . Gözlerim dikilmiş duvarlara,
öyle boş boş bakıyorum. sigaram elimde bitmiş ,izmariti yanmış artık . gözlerimden yaş bile akmıyor , hayalin gözümün önünden, bir an bile gitmiyor gülüşün geliyor hep aklıma ,saçlarını savuruşun , gülünce o gözlerin kısılıyordu ya O kısılan gözlerinin taaaa içine gömülmek ,
Orda yaşamak ,orda ölmek istiyordum siyahtan kara gözlerinin içinde kayboluyordum, istanbulun soğuk gecelerinde ,
insanı buz eden sahillerinde , seninle el ele gezerken hiç üşümedim ben. hatırlarmısın köprürün altında sahilde ateş yakarlardı , giderdik oraya, buz gibi esen rüzgarın altında. iki bardak çay içerdik .çay içimizi ısıtırken, seni izlerken yazı yaşıyordum gülüşünde , gözlerimi gözlerinden, gülüşünden alamıyordum kokunu çekiyordum içime ,
daha önce hiç nefes almamış gibi. çektikçe cennet bahçelerinden ,çiçeklerin kokusunu çekiyordum sanki istanbulu izliyor , seni çekiyordum içime istanbul sen kokmuyordu ama , hatıralarımız ,anılarımız hep istanbul sokaklarında. galataya bile çıkmıştık seninle, öyle ya oraya çıkan evleniyormuş aldandık buna çıktık seninle , sen istanbulu izlerken ,
Biliyor musun…
Ben bu hayattan hiç büyük şeyler istemedim aslında.
Ne dünyayı değiştirmek gibi hayallerim vardı,
ne insanlardan mucizeler bekledim…
Benim tek dileğim
Birinin yüzünde bana ait bir gülüş görmek.
Sigara içiyorum be kadın…
Bak yine aynı yere döndüm.
Kendi kendime diyorum ki
Lan Tankut… sen bu yangını neden soluyorsun hâlâ
Cevap yok.
Sadece duman.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!