Seni sevmek…
Bir kelime değil, bir hayat biçimi aslında.
Nefes aldığın anda başlıyor,
Kaldırım taşlarına düşen adımlarında büyüyor.
Sanki her yürüyüşünde İzmir’in rüzgârı
Adını usulca kulağıma fısıldıyor.
Hayat dediğin bir yolmuş meğer,
Herkesin elinde bir harita,
Ama çoğu başkasının çizdiği çizgilerde
Kendi adımlarını attığını sanıyor yürürken
Arka koltukta oturmaktan utanmadım hiç,
Ben burada gölgeni öperek yaşıyorum,
her gece. Söndürdüğün ışıkta,
sessizliğin sesi büyüyor.
Bu ev değil, bu artık anıların mahzenidir.
Oysa ben ölmeyi bile çoktan hak ettim, sen gideli.
Aynada yabancı bir yüz var, benimkine benzeyen.
Gitmeyi seçtin…
Ne bir söz bıraktın geriye,
Ne de “kendine iyi bak” diye yarım bir cümle.
O sessizlik var ya…
Kimsesiz bir sokak gibi çöktü üzerime,
Adım atsam yankısı sensin,
Ben bu çağın çocuğu değilim.
Zamanın gürültüsü, insanların hırsı, dünyanın parıltısı
ruhuma ağır geliyor artık.
Ben kalbime sordum bir gün:
Ey nefis, seni kim doyurur
Cevabı açıktı
Bir ses yükselir Anadolu’nun bağrından,
Sessizliğe sığmayan bir yürek gibi
“Allahuuu ekber
Duası göğe varan bir milletin
Titreyen ama asla kırılmayan nefesidir bu.
Onu ilk kez,
Çay tarlalarının yeşile döndüğü bir sabah gördüm.
Hava hâlâ soğuktu
Dağların üzerinden ağır ağır inen sis,
Sanki her yaprağa ayrı bir sır bırakıyordu.
Ben o sisin içinden onu görürken anladım:
Duvarlarında kahkaha yankıları dolaşırdı evimin
Sonra bir gün, herkes sırayla gitti.
Kimisi sessizce, kimisi veda bile etmeden.
Ve ben o gün anladım:
İnsan en çok güvendiğinden darbe yer.
Sen de böyle öğrendin değil mi bu gerçeği?
Ne tuhaf değil mi…
Bunca insanın içinde
bir tek ben duyuyorum kendimi.
Ama yetmiyor.
Yetmemesi de ayrı acı.
Konuşmak isterdim aslında…
Dilimde büyüyen bir düğüm var;
Sana anlatmak isteyip de
Her defasında içime geri dönen cümleler…
Biz aşkı kelimelerle değil,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!