Gülüşlerin kalbi kırık…
Sen bilmezsin belki ama
Ben, sen güldüğünde bile
İçindeki sızıyı duyarım.
Çünkü birine aşık olunca
Onun sustuklarını bile dinlemeyi öğreniyor insan.
Onu ilk gördüğünde
Güneşe benzetmezsin,
Çünkü ışık saçanlar
Genelde bu kadar mesafeli durmaz.
Oysa bilmezsin,
En çok üşüyenler
İstanbul’da akşam inerken
kaldırımlar insan olur biraz.
Sevenler aynı durakta susar,
kavga edenler kelimeleri büyütür.
Bir pencere kapanır,
başka bir hayata ışık yanar.
Gözlerim seni arıyor her akşam ezanında,
Kalbim senden geçmiyor, senden taşmıyor;
Ama bil ki,
Ne elini tutabilirim,
Ne dokunabilirim tenine,
Ne de doya doya bakıp kalbimi harama sürükleyebilirim.
Bir insan vardı…
Adı önemli değil, çünkü belki de sensin o,
Belki de ben, belki de hepimizden bir parça.
Sabahları gülümsemeyi unutmayan,
Ama geceleri yastığına sessizce düşen bir gölge taşıyan bir insan.
Ben yirmili yaşlarda,
Hayata gülerek bakan, dünyaya güvenen bir genç kızdım.
Saçlarımda rüzgârın kokusu,
Kalbimde rengârenk bir bahar vardı.
Aşkın kötülüğünü bilmezdim,
İnsanların bu kadar kolay yalan söyleyebileceğini de…
Sabah erkenden uyandım yine,
Penceremdeki buğuyu elime aldım,
Bir iç çektim…
Sanki içimde yıllardır susan bir hikâye
Bir anda anlatılmak ister gibi.
Seviyor muydu bilmiyorum…
Ama benimle hep yarına dair konuşuyordu.
“Şöyle mutlu oluruz, böyle güzel günler yaşarız,”
diyordu ya hani…
İnsan böyle cümlelere çabuk inanıyor,
Hele kalbi biraz yorulmuşsa
Yine buradayız aynacım…
Bak şu suratıma!
Göz altlarım mor değil artık,
Resmen çukur…
Kaç gecedir uyumuyorum?
Kaç gecedir aynı yalanı sokuyorum beynime?
Hayat…
Kimi zaman yüzümüze gülüp arkamızdan diş gösteren bir tilki,
Kimi zaman da sessiz bir sabahın duvarlara çarpıp geri dönen nefesi.
Yeryüzü, her gün başka bir sahne kuruyor bize;
Kimimiz rolünü bilmeden oynuyor,
Kimimiz de oynadığını sanırken seyirci koltuğuna çakılı kalıyor.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!