Bir gün anlarsın;
Meğer en derin sessizlik,
Söylenmeyen "kal"mış.
Ben giderken kapanan kapı değilmiş acı,
Ardından hiç açılmayanmış.
Biliyor musun,
Kaç özlemin ateşi yandı yüreğimde,
Kaç gece gözyaşlarım sel olup aktı içimde.
Bu kaçıncı uykulara adını sayıklayarak dalışım,
Bu kaçıncı sabaha biraz daha eksilerek varışım.
Sen giderken
Yağmur yağıyordu bu şehre
Bulutlar sana ağlıyor
Gözyaşlarım sana akıyordu
Sen giderken
bir şehre benzer yüreğim
suskun ve durgun
uzak diyarlardan çıkıpta geldin
yoruldun ve durdun
en ücra köşesine taht kurup oturdun
Bilmeyeceksin, neler yaşadığımı, neler çektiğimi,
Kan olup damla damla damladım bilmeyeceksin!
Hayalin, gözümün önünde, anıt gibi durduğunda,sancılandığımı
Her sancıda kıvrım kıvrım kıvrandım bilmeyeceksin!
Çaldığında telefon, sana koştuğumu, her ses tonunda
Sen
Güneşli bir bahar günü çıkıverdin karşıma
Deli fırtınalar gibi azgın seller gibi geldin
Gelişinle
Bambaşka baharlar getirdin hayatıma
Aklım başımda değilki;
Nedenini bilmiyorum
Ya hiç kimse beni duymuyor,
Yada ben sesimi duyuramıyorum
Ağladım da duyan olmadı,
Yandım da gören olmadı.
Bir seni sevdim ömrümce,
Kıymetimi bilen olmadı.
Bekledim de gelen olmadı,
Gözümden dökülen her damla yaşta,
Söyleyecek sözüm, dilimde kaldı.
Ömür gelip geçti bu genç yaşta,
Gençliğim o yarin elinde kaldı.
Yalanmış dediler sevdanın özü,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!