Salını Salını, gelir karşıdan,
Yine allar giymiş, ipek dokusu,
Misk-i âmber sürmüş, gelir çarşıdan,
Benim yârim tıpkı, toprak kokusu
Hiç selamsız geçmez, ışmarı gizlim,
Belliki haber yok, yârin ilinden,
Yine yüksek yüksek, uçar turnalar.
Bir name getirmez, yarin dilinden,
Selamsız sabahsız, geçer turnalar.
Şerha şerha dilse, cânân bağrımı,
Yâr beni Mecnun’dan, beter gezdirse,
Duymazdan gelse de, sevda çağrımı,
Beni sevdiğini, yeter sezdirse,
Aşkı Kerbela’ysa, susuz yanarım,
Aklı yok, fikri yok, deli gönlümün,
Nasihat etsem de, söz geçmiyor ki.
Mecnun'dan beterdir, hali gönlümün.
Ben geçtim desem de, öz geçmiyor ki.
Hep aynı yerden mi, çıkarmış yara?
Hep solumu vurup, vurup duruyor.
N'olur dert kendine, başka yer ara,
Hep solumu gerip, gerip duruyor.
Dinleyin dostlarım, sevda halimi,
Dedi ki cânânım, bir ateş yaktın
Aşk ile sevdayla tutuştu kağıt!
Sen benim gönlüme, sevgiyle aktın,
Döküldü gözümden, umuda ağıt.
Dedim ki nazlı yâr, hoş geldin bana,
Aşkın derganda umut limandı.
Ecel teri döktüm, yâr gelmez oldu.
Vuslatı nöbette, halim dumandı,
Gözlerim ufukta, yâr gelmez oldu,
YAŞANMAMIŞ BİR AŞK HİKAYESİ
Yaşanmamış bir aşk hikayesiydi bizimkisi...
belki de masal...
o geceye kadar;
Bir şafak vaktinde, semâdan kaydı,
Seher yıldızı mı, sen miydi acep?
Şavkı gözlerimin, ferini baydı,
Şimâl yıldızı mı, ten miydi acep?
Dün huzur evinde bir kadın öldü,
Soy ismi insandı, adı da kadın.
Ekmeği erkekle, ikiye böldü,
Soy ismi insandı, adı da kadın.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!