İnsan niçin gelir dünyaya
sor kendine, cevabı dışarıda arama
ne yalnız borçtur ömür
ne sadece evlatla tamamlanır
çalışmak gerekir, evet
ama yük olmak için değil
İnsan yerini yadırgar mı
Eksik hisseder mi kendini,
Çürümüş bir dal gibi kopuk,
Kendi gölgesine bile yabancı?
Bir çağ ki sonu yok,
Bir iz bıraktım geceye,
kimse görmedi.
Bir söz söyledim kalbe,
kimse duymadı.
Gülüşler vardı yüzümde,
kaçıp gelsem sana
bir bahanem olmaz
ne geceden söz ederim
ne yorgun yollardan
sadece gelirim
ellerim ellerini bulur
Tanıdık bir ses,
tanıdık bir yüz
ve tanıdık bir el arıyorum.
Kayboldum bu şehirde.
Yürüyorum yine,
Sevmeyi bu kadar iyi bilseydim
önce kendimi severdim.
İçime kapanan o sessiz adamı,
geceleri kendi göğsünde üşüyen
o kırgın çocuğu sarardım.
Cenneti yaşattın bana,
şimdi cehennemi görüyorum…
Bir zaman kalbinde ben varken,
yüreğinde adım yankılanırken,
şimdi sokaklar bile sensiz.
Küflenmiş bir odanın içinde kaybolan anılar
pekişiyor içimde sessizce
duvarda asılı resimlere bakıyorum
donmuş zamanın gözleri gibi
kitap sayfalarının arasında
Sahilde usulca yürürken seni düşündüm
Rüzgar saçlarıma değil, kalbime dokundu
Deniz gözlerin gibi derin, biraz hüzünlü
Martılar adını fısıldadı gökyüzüne
Kalabalık içinden geçtim sessizce
Kimse bilmedi içimde kopanları
Nedir bilmem ki senden başka söz,
Nedir bilmem ki senden başka kelâm.
Susmuş dilim, anlamsızlaşmış cümlelerim
Köhne gecelerin ardından.
soluksuzca öpmek,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!